Regina King: “Watchmen, şu anda olup bitenlerin mükemmel bir aynası”

     Regina King: “Watchmen, şu anda olup bitenlerin mükemmel bir aynası”

    HBO yapımı “Watchmen” yayınlandığı günden beri çok konuşuluyor, izleyicilerden farklı yorumlar alıyor. “Watchmen”i ve Angela Abar rolünü Regina King ile konuştuk.*

    Angela’yı anlatarak başlayabilir misiniz, bu dünyadaki yerini, rolünü? Dizide birden fazla rolü var diyebiliriz.
    Evet, birden fazla maske takıyor, sanırım hepimiz hayatta bunu yapıyoruz ve onun bu alternatif evrende yaptığı da gerçek hayatta yolumuzu nasıl çizdiğimize dair çok ince ama gerçek bir örnek. Farklı maskeler takmamız gerekiyor. Bazı alanlarda olması gerektiği kadar sabırlı olmayabiliriz ve bazen biraz bilgelik gerekir, bazen de kendimizi korumak için yaptığımız bir şeydir, özellikle de gençken.

    Lisede her zaman gruptan gruba maskeler takıyordum, çünkü hep birlikte takıldığım o çocuk grubu durumunu hiç yaşamadım. Ben her zaman pazartesi günü kaykaycılarla, salı günü otçularla takılan kişi oldum. Her zaman adapte olmaya çalışıyorsun ve bu maskeleri de hayatı anlamaya çalışırken kullanıyorsun.

    Damon ile kısa zaman önce The Leftovers’ta çalıştınız. Bu projenin sizi çeken tarafı neydi?
    Bir oyuncu olarak farklı projelerde çalışmayı ümit ediyorsun. İnsanların kariyerinizle alakalı bir program izleyip şöyle düşünmesini istemezsiniz; “Eh, evet, bütün rolleri aynı!” Eğer bir eş rolünü dört kez oynadıysan her eşin farklı olmasını umuyorsun. Ama bu senaryoyu okuduğumda, bu dizi gibi bir şey ve daha önce o kadın gibi birini görmedim diye düşündüm.

    Meselenin ırk etrafında döndüğü birçok film ve dizi yaptınız ama tarihsel açıdan çok daha net ve doğru olan işlerdi. Bu dizinin ve karakterinin karşılıklı konuşmaya ne kattığını düşünüyorsunuz?
    Sanırım hepimiz gri bir bölgedeyiz. Bence hepimizin iyi niyetleri var ama bazen şu an doğru seçim gibi gelen şeyler, sonradan bir bakıyoruz ki değillermiş. İnsanlar, “Ah, çok iyi bir annesin, oğlun çok iyi,” dediğinde, “Bir gün terapiye gidip benim yaptığım X ya da Y şeyinden bahsettiğinde görürüz,” diyorum. Her şey iyi niyetli ancak şartlarımız değişebilir. Duygusal olarak bir şeyi yapmayı tercih edebilirsiniz, sadece çoğunluğun iyiliğini düşünmeden.

    Bence Angela’yı benzersiz yapan şey, çoğunluğun iyiliğine dair bir motivasyonunun olmaması. Duygusal bir motivasyonu var ancak sorsanız bunu söylemezdi. Muhtemelen bilinçli bir şekilde bu seçimleri yaptığının farkında bile değil çünkü hâlâ kendisine aktarılan acı ile uğraşıyor, ki o bunu bastırmayı ve yoluna devam etmeyi başarmış, geçmişte olanlardan habersiz biçimde.

    Bu yüzden ırkçılık ve polislik faaliyetleri zemininde aileyle ilgili bu harika yolculuğa çıkıyoruz ve bu da şu anda olup bitenlerin mükemmel bir aynası. Şu anda burada oturuyoruz, sosyal medyaya girip iktidardaki birinin söylediği, yaptığı bir şeyleri görebiliriz ve Amerika dokusunun bir parçası olduğu üzere ırk ve cinsiyet konusunda rahatsız edici bir şey bulabiliriz. Tulsa katliamını ulusumuzun tarihine bir giriş noktası olarak kullandığı için Damon’a müteşekkirim, aynı zamanda kendisi için çok değerli olan bu materyali sorumlu bir şekilde onurlandırıyor.

    Bu dizide birçok inanılmaz kadın var. Bu size feminist bir eser hissi veriyor mu?
    Hiç bu şekilde yaklaşmadım, bu yüzden böyle bir his veriyorsa bence harika. Bence bu insanlar için umudumuz olan şeylerden biri, birden dokuza kadar izlemeleri ve bir şeyler hissetmeleri, eğer bunu hissettiyseniz bence harika. Ayrıca yaratıcısı Damon ve o doğal bir feminist. Aklı böyle çalışıyor.

    Poster hakkında nasıl hissediyorsunuz?
    Etrafımda olduğu zaman ona bakmamam zor, bir de her yerde olduğu düşünülürse… Arabamda oturuyorum ve bir otobüs yanımdan geçiyor, tesadüfen başımı sağa bir çeviriyorum ki kendime, gayet belalı görünen o halime bakıyorum. Kesinlikle bunlardan bir tane de ben almalıyım!

    *Röportaj Episode derginin 17. sayısında yayımlanmıştır.
    Fotoğraflar: ©2019 Home Box Office, Inc.

    Benzer İçerikler