‘Job’ Oyununun Yönetmenleri Kerem Deren & Çisil Hazal Tenim’le Konuştuk

Yasemin Şefik
Yasemin Şefik
TarafındanYasemin Şefik
Uzun yıllardır "Yasemin Şefik'le HİTNOZ" radyo programını yapıyor. Best FM'de hafta içi her gün dinleyici karşısında anlatıyor. Radyoculuğunun yanı sıra; skeç yazarlığı, Show Tv "Dördüncü Aranıyor”,...
7 dakikalık okuma

Episode Dergi olarak Nisan 2026 sayımızda Yasemin Şefik’in yakın zamanda sahnelenmeye başlayan Job oyununun yönetmenleri Kerem Deren ve Çisil Hazan Tenim’le röportajına yer veriyoruz.

Job gibi güçlü bir metni Türkiye’ye uyarlarken ilk kırdığınız ya da özellikle koruduğunuz şey ne oldu?

KEREM DEREN: Metinden önce Job hakkında bir haberle karşılaştık. Haberde oyunun Broadway performasının ne kadar güncel, bugüne ait olduğuyla ilgili yorumlar vardı. O noktada içimizden bir ses bize bu oyunu yapmamız gerektiğini söyledi. Aslında içimizden bir ses söylemedi. Çisil bana bu oyunu yapmamız gerektiğini söyledi. Daha okumadığımız bir oyunu yapmak istemenin delice olduğunu söyledim. Sonra oyunu edindik, okuduk. Tabii ki yapmaya karar verdik.

Sorunuza cevap olarak, önce oyunla ilgili hevesimizi koruduk. Oyunun merkezinde olan gerçek ya da hayali bir “kirli suç” var. Biz o kirli suç üstünden bugünü, dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım bugüne ait hepimizin tedirginliğini anlamaya çalıştık. Koruduğumuz şey, metnin ortasında, dipte duran o zehirli mücevher.

Terapist-danışan ilişkisini sahnede kurarken etik ve dramatik dengeyi nasıl gözetiyorsunuz?

ÇİSİL HAZAL TENİM: Oyunu bir terapist-danışan ilişkisine indirgemek zor. Gerçi bir terapist-danışan illişkisini de tekil bir ilişki şekline indirgemek mümkün değil. Oyunun dengesi buradaki “terapi” seansından değil de burada bir türlü işletilemeyen terapi seansı etrafında şekilleniyor. İki karakter, hasta ve terapist olmalarından çok daha başka şeyler ve bu seans onlar için çoğu zaman sığındıkları bir kurmaca. Hatta oyun bu yüzden bir denge değil de dengesizlik üstüne kurulu. İki karakterimiz de o dengeyi kendi açılarından ve kendi faydalarına olacak şekilde arayıp duruyorlar zaten.

Jobda sürekli yer değiştiren gerçeklik algısını rejide nasıl yönlendirdiniz?

KEREM DEREN: Metinde işaret edilen yöntemler var. Bunlardan ilki, gerçekliği tekil bir akış değil de paralel olasılıklar olarak algıladığımız anlar. Yani, “Siz şöyle olduğunu görüyorsunuz ama bakın şöyle ya böyle de olmuş olabilir.” Biz bu paralel gerçeklikleri psikolog odasının duvarları da olan iki perdeye yansıtıyoruz. İkinci yöntem de özellikle Şirin’in algısındaki tutarsızlıklar, neredeyse hayal görmeye varan yanılsamalar. Bunun için de görsel ve işitsel araçlarımız var ama daha çok Leyla’nın derinlikli oyununa yaslanıyoruz.

İki yönetmen olarak Job‘da birlikte çalışmak nasıl bir yaratıcı alan açtı?

ÇİSİL HAZAL TENİM: Biz uzun yıllardır iki yaratıcı ortak olarak çalışıyoruz. Yaşamın içinden geçen bir ortak dilimiz var. Ortak dil deyince bunun tek kişiye varan bir mutlu ahenk olduğu sonucuna kimse varmasın. Çatışmalı, orta yolsuz, çekişip didişen bir şey bu. Bir sürü şeye bambaşka bakabilmenin dili, ortak ve bizce güzel olan.

Birlikte tiyatro yapalım dediğimiz andan itibaren yine bu ortak dilden konuşmaya başladık. Birbirimizin bulduğu fikirler bir şekilde ödünsüzce, yarı yolsuz, bol dalgalı bir nehirde akar buluyor kendini. Tiyatro çok temiz, temizleyici bir alan. Kerem ve ben burada her zamanki ortak yaratıcı sesimizin dışında bir de ortak güvenli bir alan bulduk.

Psikolojik gerilim tonunu kurarken minimal mi yoksa katmanlı bir sahneleme dili tercih ettiniz?

KEREM DEREN: Psikolojik gerilim, sinemada da böyle, istediğin kadar etrafında dışsal araç kur, insanın, karakterin iç geriliminden çıkar. O karakterin dünyasına inandırıcı bir şekilde girmek zaten gerilimli bir meseledir. Job’da video-ışık-ses oyunları var, anlatıda sürprizler var, zaten bir şiddet tehdidi bizi hep gerecek. Ama asıl gerilim, bu iki karakterin iç dünyalarını anlamaya çalışmak. Onların aslında kim olduklarını, ne istediklerini anlamaya çalıştıkça ben hâlâ prova sahnesinde geriliyorum.

Seyirciyi rahatsız etmek ile içine çekmek arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

ÇİSİL HAZAL TENİM: Kurmuyoruz. Elbette oyunun bir duygusal akışı var, oyuncularla birlikte kurguladığımız. Bu akış bizi çok genel tonlarda bazen tetikte tutmaya, bazen de içeri almaya yarayacaktır. Ama bizce iyi bir performans bu konuda hüküm vermez. İstese de veremez. Çünkü baktığı yer bu akışın kendine özgü doğasıdır. Eğer işimizi iyi yaptıysak ve her oyunda da iyi yaparsak her seyirci oyunla kendi dengesini kendi kurar. O salonda hep beraber yaptığımız, bütünleştirici şey de hepimizin kendi dünyalarımıza dalması olur.

Türkiye’deki izleyicinin Job‘ın metniyle kuracağı bağın farklılaşacağını düşünüyor musunuz?

Evet. Bugüne ve kültürümüze ait bir farklılık olacağını düşünüyoruz. Onun ne olduğunu biz de görmek, anlamak istiyoruz.

Oyunun ritmini kurarken en belirleyici unsur neydi?

KEREM DEREN: Sıkıcı olmaması. Oyunun kendi içinde, kelimelerin arasında kaybolmaması. Her an içinde ilgilenebileceğimiz bir şey olması. Ha, bir de, tekrar gibi görünen bazı anların, aslında asla kendini tekrar etmemesi.

Oyuncu yönetiminde daha çok teknik mi yoksa sezgisel bir alan mı açtınız?

Umarız ikisini de yaptık.

Bu projede sizi en çok zorlayan yaratıcı karar neydi?

ÇİSİL HAZAL TENİM: Oyunu hayal edip de kurgulamaya başladığımızda farklı bir reji düşünmüştük. Şimdi onun ne olduğunu anlatmayacağız çünkü bakarsınız bir noktada ona döneriz, süprizi kaçmasın. Ama daha kapsamlı, geniş, büyük bir sahne düzeniydi bu. Hatta “sahne” demek de doğru olmaz, geleneksel sahnelerde oynamayı düşünmüyorduk. Sonra bu oyunu daha yalın haliyle oynama olasılığı/ihtiyacı ortaya çıktı. İlk plandan bu plana geçiş en zorlayıcı kararımızdı. Ama iyi iki öyle yapmışız. Job’ın seyircisiyle kurduğu bağı çok sevdik.

Oyunun seyirci üzerinde bırakmasını istediğiniz temel duygu nedir?

KEREM DEREN: Bir dizi yazdığınızda, bir film yönettiğinizde ya da bir tiyatro oyunu sahneye koyduğunuzda seyircinin bununla ne yapacağını çok kafanıza takmıyorsunuz. Sizin o sanatın içinde bulunmak için iki sebebiniz oluyor. İlki, bu çok zevkli. Sahnede oyuncularımızla prova yapmak, masa başında “şu ışığı şöyle yapalım, şuraya bunu koyarsak anlamı bu olur” demek, bunların hepsi çok zevkli uğraşlar. İkincisi de hissettiğimiz şeyleri paylaşmak istiyoruz.

Job esnasında önce ikimiz, sonra oyuncularımız, ekibimiz seyircilerimizle paylaşmak istediğimiz duygular hissediyoruz. Benim için bu, “Bugüne ait kötülükleri neremize koyacağız, bugüne ait karanlıkla nasıl başa çıkacağız?” Ekipteki herkes için sanırım farklıdır. Bu hisleri ortaya atacağız. Seyircimizle bunları paylaştığımızda onlar ne hissedecek, en küçük bir fikrimiz yok.

Prömiyer sonrası seyircinin aklında kalmasını istediğiniz tek şey ne olurdu?

“Ben bunun neresindeyim?”

Job
Bu içeriği paylaş
TarafındanYasemin Şefik
Takip et:
Uzun yıllardır "Yasemin Şefik'le HİTNOZ" radyo programını yapıyor. Best FM'de hafta içi her gün dinleyici karşısında anlatıyor. Radyoculuğunun yanı sıra; skeç yazarlığı, Show Tv "Dördüncü Aranıyor”, TRT Haber "Haber Sizsiniz" gibi televizyon programlarının sunuculuğunu yaptı. "Anladım Bozukluğu", "Dünlük" ve "Hiç Kurusu”, “Öyle Vakti” isimli kitapları yayınlandı. “Beni Bilirsin! Arkandan Konuşmam” isimli stand-up şovuyla BKM’de tek kişilik gösterisiyle 2016 yılında stand-up-up showlarına başladı. Yeni gösterisi ise “Ne Münasebet” ile sahnede.

Episode Dergi

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Son Bölümlerimiz...

Podcast

Kritik Eşik – 58: Yabani

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Yabani dizisini konuşuyor.

LISTEN
58. Bölüm
Süre: 7:13

Kritik Eşik – 57: Kirli Sepeti

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Kirli Sepeti'ni konuşuyor.

LISTEN
57. Bölüm
Süre: 11:21

Kritik Eşik – 56: Dilek Taşı

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Dilek Taşı dizisini konuşuyor.

LISTEN
56. Bölüm
Süre: 15:36

Kritik Eşik – 55: Bambaşka Biri

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Bambaşka Biri dizisini konuşuyor.

LISTEN
55. Bölüm
Süre: 19:07

Kritik Eşik – 54: Aile ve Adım Farah Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Aile ve Adım Farah'ı konuşuyor.

LISTEN
54. Bölüm
Süre: 18:18

Kritik Eşik – 53: Ömer ve Yargı Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Ömer ve Yargı dizilerinin yeni sezonları.

LISTEN
53. Bölüm
Süre: 19:30

Son Bölümlerimiz...

Video

Episode TV’nin Sevilen Programı ‘Oben Budak’la Falan Filan’ Yeni Bölümüyle Yayında

Episode TV’nin sevilen programlarından Oben Budak'la Falan Filan heyecan verici yeni bölümüyle…

‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’nin Yeni Bölümünde Mutluluk Konuşuldu

Episode TV'nin sevilen programlarından Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi'nin 4. bölümü, 8…

Episode TV’nin ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Programının 3. Bölümü Yayınlandı

Bugün yayınlanan Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi 3. bölümünde "Nikahta Keramet Var…

Episode TV’den ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Kendine Has Üslubuyla Devam Ediyor

Episode Dergi YouTube kanalı Episode TV’nin yeni içeriklerinden Deniz Tezuysal ile Kesin…

Mehmet Kurtuluş Episode’a Konuştu

Kurz und schmerzlos (1998), Im Juli (2000), Gegen die Wand (2004) gibi…

Popüler İçerikler

Ecem Erkek’ten Tek Kişilik Müzikli Oyun: ‘Kara Kız’ Prömiyerde Ayakta Alkışlandı

BKM yapımı, Ecem Erkek’in kaleme alıp sahnelediği tek kişilik müzikli oyun Kara…

Editör
Tarafından Editör

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Çok Okunanlar

Aşk mı, Kaos mu? ‘Bize Bi’şey Olmaz’ Tam O Arada Bir Yerde

Episode Dergi olarak Nisan 2026 sayımızda Yasemin Şefik'le birlikte kapağımıza konuk olan…

Yasemin Şefik
Tarafından Yasemin Şefik
Dizi dünyasının tek adresi: Episode Gelişmeleri takip etmek için yeni sayıyı okumayı unutmayın!