Burcu Alptekin ve Merve Çolak ‘Çirkin’i Anlatıyor

Eda Akça
12 dakikalık okuma

NEM Dubrovnik 2026 sayımız için Çirkin dizisinin yönetmenleri Burcu Alptekin ve Merve Çolak’la konuştuk.

Çirkin’in yolculuğu sizin için nasıl başladı? Projeyi ilk okuduğunuzda neler düşündünüz?

Burcu Alptekin: Aslında projeyi okuduğumda değil, Fırat Parlak’tan dinlediğimde ilgimi çekti. Sezon sonrası çok yorgun olduğum, hiç çalışmak istemediğim bir dönemdeydim. Ev tadilata girmişti, mental ve fiziksel olarak yorgundum; Sri Lanka tatili hayalleri kuruyordum. Menajerim Rezzan Çankır aradı, “Burcu, çok hoşuna gidecek bir hikâye var” dedi. Ben de iki arada bir derede Fırat Parlak’la buluştum ve bu çok bilindik ama insanın içine işleyen hikâyeyi dinledim. Bu hikâyenin yıllardır doğru zamanı ve doğru ekibi bekliyor olması da beni ayrıca etkiledi.

Merve Çolak: Benim yolculuğum, Burcu’nun beni arayıp projeden bahsetmesiyle başladı. Birlikte çalışmak ikimizin de deneyimlemek istediği bir şeydi. Yaklaşık bir saat boyunca telefonda hikâyeyi ve karakterleri konuştuk. Çok heyecanlanmıştım. Senaryoyu okuyup üzerine düşündükten sonra hikâyeyle gerçekten bağ kurduğumu hissettim.

Oyuncu kadrosuyla da beğeni toplayan bir dizi. Castı oluşturma sürecinizi dinlemek isteriz.

Burcu: Bu süreç biraz uzundu. Sezon ortasında yayına gireceğimiz ve hızlı olmamız gerektiği için hem tanıdığımız, güvendiğimiz oyuncularla hem de yeni yüzlerle çalışmak istiyorduk. Audition süreci oldukça uzun ve zorlayıcı oldu çünkü çok yetenekli insanlar izledik ve karar vermemiz zaman aldı. Derya ve Çağlar biz gelmeden önce belliydi. Bize karakterler üzerine derinlemesine sohbet etmek ve karakterlere kendi bakış açımızı yüklemek kaldı.

İlk andan itibaren Cennet karakteri için aklımızdaki isim Nur Sürer’di. Bu dünyanın ruhuna en çok onun yakışacağını hissediyorduk. Bu yüzden süreç boyunca onu ikna etmeye çalıştık. Sonunda birlikte çalışma şansı bulduğumuz için de çok mutluyuz.

Çetin Tekindor’la Yalı Çapkını geçmişimiz var. Birbirimizi iyi anladığımızı düşünüyorum. Bir kez daha çalışma sözümüz de vardı birbirimize. Ökkeş karakterinde tabii ki Çetin Tekindor’u aradık ve bizi kırmadı.

Gözde ve Baran daha önce çalıştığım, sette çok rahat ettiğim oyuncular. Oyunculuk yelpazeleri de gittikçe genişliyor. Tereddütsüz rollerini buldular.

Merve: İşin, Adana’nın bağrından çıkan bir hikâye olduğunu bize hatırlatacak iki karakterimiz vardı: Ferhat ve Hediye. Bu iki karakteri başkalarına emanet etmeyi hiç düşünmedik diyebilirim. Onları seçerken de hiç zorlanmadık.

Lale için çok fazla görüşme yaptık ama Başak’la görüşmeye girdiğimiz anda bizi çok etkiledi ve Lale’yi bulduğumuzu anladık. Baran ve Cahit’le daha önce çalışmıştım, çok iyi olacaklarından emindim. Kalan rollerde ise yeni yüzlere ve genç yeteneklere yer vermek istedik. Gerçekten çok fazla audition çektik ve izledik.

İki yönetmenli bir anlatı, aslında tek bir hikâyeyi iki farklı gözle görmek gibi… O iki bakışı nasıl ortak bir dile dönüştürdünüz?

Burcu: Uzun yıllara dayanan bir arkadaşlığımız olduğu için birbirimizin ritmini ve hikâyeye yaklaşımını çok iyi biliyoruz. En önemlisi de hikâyenin duygusunda aynı yerden bakıyoruz. Bu yüzden farklı bakışlarımız çatışan değil, birbirini besleyen bir yapı oluşturdu ve ortaya ortak bir anlatı dili çıktı. Çirkin üzerine yaptığımız derin sohbetlerde birbirimizin artılarını ve eksilerini görüp birbirimizi tamamlama şansımız oluyor. Merve’yle 20 senelik arkadaşız. Hikâyenin duygudaşlığını da yakalayınca; akışta, mizansende ya da reji dilinde farklılık olsa bile duygu aynı kalıyor. Böylece anlatmak istediğimiz hikâye ekrana tek bir anlatı olarak geçiyor.

Merve: Biz sete çıkmadan önce hikâyeyi, karakterleri, müziği, renkleri, mekânları ve kostümleri çok fazla konuştuk, tartıştık. Dolayısıyla sete çıktığımızda kuracağımız dünyayı çok iyi biliyorduk. Ama bundan da önemlisi, birbirimizin alanına çok saygı duyuyor olmamızdı. Bence aynı olmaktan ziyade birbirimizi tamamlamaya çalışmak, ortak dili kurmamızda çok yardımcı oldu. Aynı olmayan yanlarımızı kabul edip devam edebilmek, kendi fikirlerimize körü körüne saplanmadan birbirimizi dinleyebilmek çok kıymetliydi.

Çirkin başlığıyla yola çıkmak izleyiciyi sürekli bir “bakış” meselesiyle karşı karşıya bırakıyor. Kamera da bu bakışın bir parçası. Siz yönetmen olarak bu bakışı nasıl kurdunuz?

Burcu: Asıl çirkin kim ve şu an nerede? Kullandığımız detaylardan seçtiğimiz şarkılara kadar bu soruyu sorarak ilerledik. Cevap hep “Çirkin”deydi. O duygunun sahibini bulunca sorumuz da cevaplanıyor. Kamera da, kurgudaki kesmeler de bu arayışın bir parçası olarak devam ediyor.

Merve: “Çirkin” aslında çok sert ve ithamkâr bir başlık ya da lakap diyeyim. Biz burada bu lakabın sahibine çok güzel bir genç kadın koyarak bunun estetik ya da fiziksel bir durum olmadığını anlatmaya çalışıyoruz.

Burada Meryem’e karşı bir bakış açısı var. Ben bu başlığı, Meryem’in etrafındaki insanların iç dünyalarının, yaşanmışlıklarının ve aşırı korumacılıklarının onun üzerinden bir yansıması olarak görüyorum. O yüzden kamerayla yakalamaya çalıştığım şey daha çok duygular ve hisler oldu. Bunu bazen kadrajı sıkıştırarak, bazen kamerayı bir camın arkasına konumlandırarak, bazen de müzikle o duyguyu harekete geçirerek yapmayı tercih ediyorum.

Dizide “çirkinlik” aslında bir dışlanmışlık ve görülmeme hali gibi duruyor. Siz bu duyguyu kurarken yönetmen olarak nereden başladınız?

Burcu: Aslında dışlanmışlıktan çok sıkışmışlık. Bir esaret, ait olamama hali… Bu yüzden görünmezlik hissi veriyor olabilir. Ama temelinde ait olamama duygusu var. Bu neredeyse tüm karakterlerimiz için geçerli.

Çirkin’den başlayarak tüm karakterlerin bugün neden bu noktada olduğunu irdelediğimizde vardığımız yer hep aynı oluyor: aitlik hissinin eksikliği. Karakterlerimizin yaşanamamış potansiyel hikâyeleri benim kalbimi çok kırıyor. Bir insanın kendi potansiyelini gerçekleştirememesi ve istemediği bir hayatın içine sıkışıp kalması çok derin bir üzüntü.

Çirkin, yani Meryem, bunu nasıl kıracak? Cennet’in yapamadığını nasıl yapacak? Kendi potansiyelini nasıl keşfedecek? Aslında her şey bu sorularla başladı.

Merve: Ben “çirkinlik” fikrine hiçbir zaman fiziksel bir yerden yaklaşmadım. Daha çok insanların bakış açıları ve kendi içsel duygularıyla Meryem’e taktıkları bu lakabın zamanla onun üzerinde yarattığı etkiye odaklandım. Bu da bir süre sonra görülmeme haline dönüşüyor.

Bir insanı en derinden üzen şeylerden biri, görülmemek olabilir. Bir süre sonra insan kendi varlığından bile şüphe etmeye başlıyor. Buna alışmak, bu hali kabul etmek; kendinden başka herkese önem verip kendini en sona koymak demek.

Bu yüzden biz yönetmenler olarak o görülmeme hissinin peşine düştük. Meryem’i bugünün dünyasında yaşayan ama geçmiş zamana ait biri gibi kurduk. Mekânlarda, kostümlerde ve müziklerde hep bu tercihlere yöneldik. Geçmişle bugünü iç içe geçirerek zaman algısını bazı yerlerde özellikle dağıttık.

Meryem karakterini anlatırken onu “seyredilen” bir nesne olmaktan çıkarıp özneye dönüştürmek için nasıl bir görsel dil kurdunuz?

Burcu: Uzun yıllardır kadın karakterlerin ekranda daha kusursuz, daha kontrollü ve çoğu zaman gerçek hayattan biraz uzak bir yerden temsil edildiğini görüyoruz. Erkek karakterlerin dünyası ise daha rahat kusurlu, dağınık ve “gerçek” olabiliyor. Biz Meryem’i anlatırken bu alışılmış bakışın dışına çıkmak istedik.

Kusursuz bir görüntü yaratmaktan çok karakterin o andaki duygusuna odaklandık. Kullanılan kostümlerden makyajsızlığa kadar her detay bu yüzden daha doğal bir yerden kuruldu. Hikâyeye kadın karakterin iç dünyasından baktığınızda, karakter zaten kendiliğinden bir “özne”ye dönüşüyor. Böylece seyirci de Meryem’i dışarıdan izlemek yerine onunla birlikte hissetmeye başlıyor.

Merve: Meryem kendi hikâyesinde özne olmaya başladıkça, olayların seyrini değiştiren ve kırılmalar yaşayan bir karaktere dönüştükçe; kostümlerinde, saçında ve bulunduğu mekânlarda da değişiklikler yapıyoruz.

Ama bence en önemlisi, seyirciyi onu izleyen değil, onun gözüyle gören bir yere taşımaya çalışmamız. Onun hissiyatını seyirciye yaşatmaya çalışıyoruz. Bunu da en çok müziklerle desteklediğimizi düşünüyorum.

Dizide biri her şeyin başladığı kasaba, diğeri ise İstanbul gibi iki ayrı dünya var. Kasabanın geçmişi ve aidiyeti, İstanbul’un ise dönüşümü temsil ettiği bir yapı görüyoruz. Bu iki mekân arasındaki karşıtlığı hikâyenin duygusal ve dramatik yapısına nasıl yansıttınız?

Burcu: Hikâyenin aslı Adana’da geçiyordu. Bizimse İstanbul’da kurmamız gerekti ama aklım hâlâ Adana’da… Kasabanın biraz Adana esintili, başka bir dünyaya ait ve zamansız bir yerde olmasını istedim. Eski zaman filmlerindeki o naif duyguyu hissettirmek istedim. Çünkü Cennet ve Meryem karakterleri günümüzde gerçek olamayacak kadar uçlarda yaşıyorlardı. Elbette bugün de böyle yaşayan insanlar olabilir ama ben biraz dönem hissi olsun istedim.

İstanbul’a ayak bastığımız anda ise gerçek dünyanın tokadını yiyelim istedim, tıpkı karakterlerimiz gibi. Bu yüzden İstanbul’la birlikte realiteye ışınlanıyoruz. Kasaba içimizdeki saf, temiz ve iyi tarafı; İstanbul ise kirlenmiş, yozlaşmış tarafı temsil ediyor. Oysa insan aslında neyi seçerse o oluyor. İçimizde ne varsa; iyi mi, kötü mü, güzel mi, çirkin mi?

Merve: Hisarlı ve İstanbul aslında iki farklı mekân değil, iki ayrı ruh hâli. Hisarlı; Adana’yı temsil eden, herkesin birbirini tanıdığı, birbirinin üzerinde söz hakkı hissettiği, çok organik ve çok gerçek bir yer. Bir yandan da geçmiş zamanı temsil ediyor.

Burada dostluk ve aidiyet çok güçlü ama nefes almak zor. Çünkü herkes birbirinin hikâyesini biliyor ve yorumluyor. Bu yüzden burada yeniden doğmak, kanatlanıp uçmak kolay değil. Hisarlı’nın çok nostaljik, samimi ama biraz da yorgun bir havası var.

İstanbul ise tam tersi; kalabalık, sürekli hareket eden, ışıl ışıl, her an her şeyin olabileceği, özgürlük ve kaos vadeden bir ruh hali. Dramatik yapı da bu karşıtlıktan besleniyor.

Süreyya Pera dizide sadece bir mekân değil; neredeyse başlı başına bir karakter gibi. Bu mekânı çekerken özellikle korumak istediğiniz bir “ruh” ya da estetik anlayış var mıydı?

Burcu: Süreyya Pera bizim için İstanbul’un içindeki kasaba gibi. Hayallerin gerçekleştiği yer. Dolayısıyla burada kullandığımız renklerle, şarkılarla hep geçmişe bir özlem, geçmişe bir teşekkür hissi vardı benim için.

Merve: İhtişamını, ışıltısını ve renklerini asla kaybetmemesi gerekiyordu. Oradaki atmosferin her zaman göz alıcı olması lazım çünkü Süreyya Pera, hayallerin gerçek olduğu yer.

Çirkin, bu sezonun başarılı işlerinden biri oldu. Sizce seyirciyi en çok hangi duyguyla yakaladı?

Burcu: Sanırım seyirciyi yakalayan şey zamansızlık oldu. Geçmiş ve bugün arasında bir bağ kurduk. Ben hikâyeyi okurken geçmişe ait bir koku almıştım ve o kokunun getirdiği duyguya tutunmuştum. Sanırım izleyicinin de hafızasındaki bir duygu açığa çıktı. Kolektif hafızada Meryem, Cennet, Kadir; annelerimiz ve babalarımız var.

Merve: Bence dizideki nostaljik hava herkeste başka bir his uyandırdı. O hislerin ne olduğunu ben bilemem ama seyircinin bizim aracılığımızla kendi güzel hatıralarına tutunduğuna inanıyorum.

Çirkin’in global yolculuğuna dair beklentileriniz ve öngörüleriniz nelerdir?

Burcu: Çok yerel görünen hikâyelerin aslında en evrensel duygulara dokunduğunu düşünüyorum. Çirkin‘in de aidiyet, görünme isteği, sınıf, aşk ve dönüşüm gibi herkesin bağ kurabileceği duygular taşıdığına inanıyorum. Bu yüzden farklı coğrafyalarda da karşılık bulmasını çok isterim. Hikâyenin duygusunun dilin önüne geçebilecek bir tarafı olduğunu düşünüyorum.

Merve: Bu konuyla ilgili net bir öngörüm yok ama tabii ki severek yaptığımız ve emek verdiğimiz bu güzel işin her yerde hak ettiği değeri ve karşılığı bulmasını çok isterim.

çirkin
Bu içeriği paylaş

Episode Dergi

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Son Bölümlerimiz...

Podcast

Kritik Eşik – 58: Yabani

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Yabani dizisini konuşuyor.

LISTEN
58. Bölüm
Süre: 7:13

Kritik Eşik – 57: Kirli Sepeti

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Kirli Sepeti'ni konuşuyor.

LISTEN
57. Bölüm
Süre: 11:21

Kritik Eşik – 56: Dilek Taşı

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Dilek Taşı dizisini konuşuyor.

LISTEN
56. Bölüm
Süre: 15:36

Kritik Eşik – 55: Bambaşka Biri

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Bambaşka Biri dizisini konuşuyor.

LISTEN
55. Bölüm
Süre: 19:07

Kritik Eşik – 54: Aile ve Adım Farah Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Aile ve Adım Farah'ı konuşuyor.

LISTEN
54. Bölüm
Süre: 18:18

Kritik Eşik – 53: Ömer ve Yargı Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Ömer ve Yargı dizilerinin yeni sezonları.

LISTEN
53. Bölüm
Süre: 19:30

Son Bölümlerimiz...

Video

Episode TV’nin Sevilen Programı ‘Oben Budak’la Falan Filan’ Yeni Bölümüyle Yayında

Episode TV’nin sevilen programlarından Oben Budak'la Falan Filan heyecan verici yeni bölümüyle…

‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’nin Yeni Bölümünde Mutluluk Konuşuldu

Episode TV'nin sevilen programlarından Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi'nin 4. bölümü, 8…

Episode TV’nin ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Programının 3. Bölümü Yayınlandı

Bugün yayınlanan Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi 3. bölümünde "Nikahta Keramet Var…

Episode TV’den ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Kendine Has Üslubuyla Devam Ediyor

Episode Dergi YouTube kanalı Episode TV’nin yeni içeriklerinden Deniz Tezuysal ile Kesin…

Mehmet Kurtuluş Episode’a Konuştu

Kurz und schmerzlos (1998), Im Juli (2000), Gegen die Wand (2004) gibi…

Popüler İçerikler

TOD STUDIOS’tan Yeni Komedi Dizisi: ‘Her Şey Mümkün’den İlk Afiş Geldi!

​Dijital içerik dünyasına iddialı bir giriş yapmaya hazırlanan TOD STUDIOS, yeni orijinal…

Editör
Tarafından Editör

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Çok Okunanlar

Formatın DNA’sını Değiştirmek

Televizyon dünyasında "format avcılığı" dendiğinde akla gelen ilk isimlerden biri şüphesiz Tim…

Oben Budak
Tarafından Oben Budak
Dizi dünyasının tek adresi: Episode Gelişmeleri takip etmek için yeni sayıyı okumayı unutmayın!