Central European Media Enterprises (CME), yerel içerik üretimini güçlendirmek ve küresel yayın platformlarıyla daha etkili bir şekilde rekabet edebilmek için yapay zekâya yatırım yapıyor. Şirketin CEO’su Samuel Barnett’e göre yapay zekâ, yerel yapımlar için önemli fırsatlar sunuyor.
Barnett, NEM Dubrovnik kapsamında BBC News sunucusu Kasia Madera’nın moderatörlüğünü yaptığı oturumda CME’nin hem kendi yerel yapım ekiplerine yatırım yapmayı sürdürdüğünü hem faaliyet gösterdiği pazarlardaki bağımsız yapımcıları desteklediğini söyledi.
“Şirket içi yeteneklere sahip olmak istiyoruz ancak aynı zamanda yerel yapım sektörünü de desteklemek istiyoruz,” diyen Barnett, “Yerel yapımcılarla ne kadar fazla çalışırsak o kadar fazla yaratıcılık ve inovasyon elde ediyoruz,” ifadelerini kullandı.
Barnett’e göre yapay zekâ, Netflix ve YouTube gibi platformlardan gelen rekabet baskısıyla karşı karşıya olan yerel yayıncılar için önemli bir fırsat sunuyor. CME, teknolojiyi öncelikli olarak maliyetleri düşürmek için değil, yapımların üretim kalitesini artırmak için kullanmayı tercih ediyor.
“Bölüm başına 100 bin euro bütçesi olan bir drama dizimiz olduğunu düşünelim. Bir yaklaşım, ‘Artık yapay zekâ var, bunu 75 bin euroya yapın’ demek olabilir,” dedi Barnett. “Biz bu yaklaşımı benimsemedik. Bunun yerine, ‘100 bin euroyu alın ve bölümü 200 bin euroluk bir yapım gibi gösterin,’ dedik.”
CME CEO’suna göre yapay zekâ destekli görsel efektler ve ek sahneler, yerel yapımların bütçelerini ciddi ölçüde artırmadan daha büyük ölçekli ve iddialı görünmesini sağlayabiliyor.
Şirket, yapay zekâ destekli prodüksiyon süreçlerini şimdiden test etmeye başladı. Romanya’da kurulan ve gelişmiş NVIDIA altyapısıyla desteklenen bir ekip aracılığıyla farklı pazarlardaki uzmanlar yeni araçları deniyor, sonuçları karşılaştırıyor ve deneyimlerini paylaşıyor.
“Ölçek ekonomilerinden faydalanma avantajımız var,” diyen Barnett, “Farklı pazarlarda neyin işe yaradığını karşılaştırabiliyor ve birbirimizle paylaşabiliyoruz,” şeklinde konuştu.
Şirketin ilk uygulamaları ağırlıklı olarak görsel efektlere odaklandı. Barnett, örnek olarak bir Çek hastane dramasını gösterdi. Bütçe baskıları nedeniyle daha önce ambulansın hastaneye gelişini gösteren sahnelerin çekimlerden çıkarıldığını anlattı.
“Açıkçası her seferinde bir ambulans kiralayacak bütçemiz yoktu,” dedi Barnett. “Şimdi ise yapay zekâ ile bir ambulans oluşturabiliyoruz, sedyenin çıkarıldığını gösterebiliyoruz ve hikâyenin akışı biraz daha doğal ilerliyor.”
Bu tür uygulamaların tek başına devrim yaratmayacağını kabul eden Barnett, yapay zekâ araçlarının bir araya geldiğinde hikâye anlatımını ve yapım kalitesini önemli ölçüde geliştirebileceğini savundu.
Geleceğe yönelik olarak CME, yaratıcı ekiplerini yalnızca küçük iyileştirmelerle yetinmemeye ve daha önce gerçekleştirilmesi mümkün görünmeyen projeler üzerinde düşünmeye teşvik ediyor.
“Yöneticilerimize şunu söyledim: Önümüzdeki birkaç yıl boyunca bugün yapamayacağınız bir şeyin hayalini kurun,” dedi Barnett. “Bu bir yapay zekâ filmi, fantastik bir dizi ya da normal şartlarda ulaşamayacağınız bir tür projesi olabilir. Bunlar üzerinde çalışmaya başlayalım.”
Her denemenin başarıya ulaşmayacağını kabul eden Barnett, bu sürecin yerel içerik üreticileri için yeni yaratıcı fırsatlar ortaya çıkaracağına inanıyor.
“Bu yolculuk pek çok ilginç fikir ve yeniliğin ortaya çıkmasını sağlayacak,” dedi Barnett. “Sonuçta yerel içerik üretimini dönüştürmeye ve güçlendirmeye yardımcı olacağını düşünüyorum.”
