‘VisionQuest’ – Terry Matalas, Paul Bettany ve James Spader ile Röportaj

Burcu Asena Şahin Gençoğlu
Burcu Asena Şahin Gençoğlu
İstanbul'da yaşıyor. Çeviribilim ve Psikoloji bölümlerinden mezun. Dört kedisi, bir köpeği var. True-crime ve stand-up komediye ilgi duyuyor.
11 dakikalık okuma

Marvel Television’ın VisionQuest dizisi; yas, kimlik, yapay zekâ ve insan olmanın ne anlama geldiğine dair varoluşsal soruları bir araya getirirken oyuncu kadrosu ve yaratıcısı, böylesine ağır temalar üzerine yapılan sohbetlerin aynı zamanda çok eğlenceli olabileceğini de kanıtlıyor.

Çığır açan WandaVision ile başlayıp Agatha All Along ile devam eden üçlemenin son bölümü olan Disney+ dizisi, Vision’ın anlam arayışını konu alan hikâyede Paul Bettany, James Spader ve Terry Matalas’ı yeniden bir araya getiriyor. Dizi, bilimkurguyu aşk, kayıp ve insanlık üzerine sorularla harmanlıyor.

Bettany, Spader ve Matalas ile gerçekleştirdiğimiz sohbet hem düşündürücü hem de bir o kadar eğlenceliydi. Üçlü, yas ve yaratıcılıktan yapay zekâya ve Vision’ın geçmişinin karmaşıklığına kadar dizinin daha derin temalarını tartışırken birbirlerine şakalar yaptı, takıldı ve bol bol güldü.

Bettany kendi babalık deneyiminin Vision’ı canlandırışını nasıl etkilediğini anlatırken Spader, yas ile yaratım arasındaki ilişkiye dair düşüncelerini paylaştı. Sohbet sırasında beklenmedik ve keyifli yönlere de saptık; oyuncuların neşeli atışmaları, VisionQuest’in merkezindeki sorular kadar ilgi çekici bir dinamiği ortaya koydu.

Terry, VisionQuest’i düşünsel, nostaljik ve varoluşsal olarak tanımladınız. Tüm bu nitelikleri nasıl dengeliyorsunuz?

Terry Matalas: Bunların hepsini nasıl dengeliyorum? Biliyor musunuz, bence bunu başarıp başaramadığımız henüz belli değil ama ben bundan keyif alıyorum. Mizah ile dram, korkutucu anlar ile heyecan arasında gidip gelmeyi seviyorum. Bence bu, ortaya tam anlamıyla doyurucu bir iş çıkarıyor. Şahsen bu tarz işlere yöneliyorum. Umarım başarabilmişimdir. Harika yazarları ve inanılmaz bir besteciyi, hatta bazen oyuncuları bir araya getiriyorsunuz ve böyle fikirleri harmanlayabilen, özel bir şey ortaya çıkarabiliyorsunuz.

Paul, karakterler hem baba hem de oğul konumundalar. Onları canlandırırken bir baba ve oğul olarak kişisel deneyimlerinizden yararlandınız mı, yoksa bu deneyimleri ayrı mı tutmaya çalıştınız?

Paul Bettany: Bunun mümkün olduğunu sanmıyorum. Benim için bu çok açıktı. Vision, bir noktada insan bir oğlu olabileceğini keşfediyor ki bu elbette imkânsız. Benim de en büyük oğlum biyolojik olarak benim çocuğum değil ama bir şekilde, imkânsız gibi görünse de kesinlikle benim oğlum. Biyolojik çocuklarımla biyolojik olmayan çocuğum arasında hiçbir fark hissetmiyorum. O da en az biyolojik çocuklarım kadar benim. Bu da bu dizide benim için gerçekten yol gösterici oldu. Teşekkür ederim. Şimdi izninizle gidiyorum.

‘VisionQuest’ – Terry Matalas, Paul Bettany ve James Spader ile Röportaj

Terry, Vision’ın epey kapsamlı bir geçmiş hikâyesi var. Bu, üstesinden gelinmesi zor bir mesele olmalı. Bunu nasıl ele aldınız?

Terry Matalas: Zorlayıcı gelmedi. Herhangi bir anlatıda çoğu karakterin yararlanabileceğiniz bir geçmişi vardır.

Paul Bettany: Böyle bir geçmişleri olmadığında oyuncu oturup bir tane uyduruyor.

Terry Matalas: Evet, sonra da bunu dinlemek zorunda kalıyorsunuz. Ama bu o kadar da zor değildi. Bence dizi, kendi başına ayakta durabiliyor. Marvel evreniyle ilgili bilmek isteyebileceğiniz her şeyi de size anlatacağız. Ama bence doğrudan diziyi izlemeye başlayabilirsiniz. Henry’nin annesinin de bulunduğu bir gösterimdeydik. Annesi 70’li yaşlarında ve hayatında hiçbir Marvel yapımı izlememiş ama dizideki her şeyi anladı.

James Spader: Ben de anladım.

Terry Matalas: Evet, James de anlayabildiyse işimiz tamam demektir. Dolayısıyla bence bu geçmiş hikâyeyi göz önünde bulundurmanız gerekiyor ama onun bütün anlatıya hâkim olmasına da izin veremezsiniz.

Hikâyede farklı yapay zekâ karakterleri yer alıyor. Dizi üzerinde çalışmak ve bu karakterleri canlandırmak, gerçek dünyadaki yapay zekâya ilişkin bakış açınızı etkiledi mi?

Paul Bettany: Hayır, hiç etkilemedi. Zaten dizinin böyle bir şey yapmaya çalıştığını da düşünmüyorum. Marvel, yıllardır bu konuya dolaylı yollardan değiniyor çünkü bize yapay zekânın kötü bir versiyonunu, insanlığı boyunduruk altına almak isteyen Ultron’u; bir de insanlığı geliştirmek isteyen iyi bir versiyonunu yani Vision’ı sundular.

İnsanların verimsiz olduğunu düşünen kötü bir versiyon var. Bir de bu verimsizliğin insanları olağanüstü kılan şey olduğunu düşünen iyi bir versiyon. Ama dizi kesinlikle bunu konu edinmiyor. Yine de şahsen Marvel’daki robotların genellikle olaylara en insani tepkileri veren karakterler olduğunu düşünmüşümdür. Kendi adıma konuşuyorum. Bizim yaptığımız şey sonuçta hayal ürünü.

‘VisionQuest’ – Terry Matalas, Paul Bettany ve James Spader ile Röportaj

James, Paul, ikiniz de karakterlerinizi önce seslendirme yoluyla canlandırmaya başladınız, daha sonra onları fiziksel olarak da canlandırdınız. Hem karakterler hem de hikâye açısından bu yolculuk sizin için nasıldı?

Paul Bettany: Şaşırttı diyebilirim. Eskiden şöyle olurdu: Bir filmin sonlarına doğru, hikâyeyi anlatmak için bir sürü para harcadıktan sonra beni çağırırlardı. Ardından, deneme gösterimlerine katılan izleyiciler hiçbir şey anlamadığı için ortalığı toparlamak amacıyla bütün o bilgisayar efektlerini kullanırlardı. Sonra ben gelir, replikleri söyler ve sorunlarını çözerdim. Çok minnettar olur, bana korsanmışım gibi bir çanta dolusu para verirlerdi ve ben de eve koşardım. Harikaydı.

James Spader: Benim için de tamamen aynıydı, para çantası hariç.

Paul Bettany: Evet, sana para çantası vermediler. Eskiden bir çanta dolusu para verirlerdi ve açıkçası bu, dünyadaki en iyi işti. Sonra beni gerçekten çalışmaya zorladılar. Yani çalışmak diyorum ama bu kelimeyi biraz gevşek anlamda kullanıyorum.

Terry Matalas: Ama James, senin o özel kostümü giymen gerekiyordu. Yalnızca seslendirme yapmıyordun.

James Spader: Evet, çünkü Age of Ultron için hareket yakalama teknolojisiyle çalışmıştım. Dolayısıyla oyuncularla birlikte bütün sahneleri çekiyordum ve benzeri işler yapıyordum. Bir miktar para da kazandım. Büyük bir servet değildi ama faturaları ödemeye yetiyordu. Ama sonra bu dizi geldi ve işte o zaman paralar adeta akmaya başladı. Sekiz bölüm. Evet. Harika. Ama hepsini harcadım. Dolayısıyla ortalıkta iş varsa…

Paul Bettany: Lütfen birilerine haber verin. James ve ben şu anda işsiziz.

‘VisionQuest’ – Terry Matalas, Paul Bettany ve James Spader ile Röportaj

Bu dizideki pek çok karakter, yasla başa çıkmak için bir şeyler yaratıyor. Yas ile yaratım arasındaki ilişki hakkında ne düşünüyorsunuz?

Terry Matalas: Ooo. Ooo, vay canına. Bu mükemmel bir soru. Evet. Yani bu duyguyu sanata dönüştürmenin, onunla doğrudan yüzleşmenin ve onu dışarı çıkarmanın daha iyi bir yolu olabilir mi? Sonuçta bu, hepimizin bir noktada deneyimleyeceği bir şey ve muhtemelen insanların en kolay özdeşlik kurabildiği deneyimlerden biri. Vay canına, sanırım… Yani aşk şarkıları bile genellikle ayrılıktan yani yastan ilham alıyor.

James Spader: Bir şey yaratmaya başlayana kadar yas sürecinin sona erdiğini düşünmüyorum. Bir şey. Herhangi bir şey. Kendinize bir yemek yapın mesela. Herhangi bir şey. Ama bir şey yaratmaya başlamanız gerekiyor yoksa yas üzerinize dalga gibi gelmeye devam edecek.

Terry Matalas: Gerçekten harika bir soru.

İkinci bölümde Jarvis’in öldüğü sahne, dizinin en dokunaklı anlarından biri. Ardından uyanışı ve anma konuşmasını görüyoruz. Bu son derece güzel ve duygusal sahneyi nasıl ortaya çıkardınız?

Terry Matalas: Cenaze sahnesinden mi bahsediyorsunuz? Biliyorsunuz, o anı harika yazarımız Cindy Appel yazdı. Jonathan’ın o şarkıyı söylediğini görmüştüm. Henry’nin ve Jonathan’ın büyük hayranıyım. Onların komedi videolarını izledim. Henry’nin sesi o kadar derin, güzel ve melodik ki… Gerçekten, gerçekten dizideki en iyi ses. Derin bir ses seçme şansım olsaydı, onu seçerdim. Dolayısıyla biliyordum ki…

James Spader ve Paul Bettany: Demek öyle. Acaba üzerinde çalıştığın dizi için müsait mi?

Terry Matalas: Adı Dummy olan bir karakterin böyle bir sese sahip olmasının gerçekten şaşırtıcı olacağını düşündüm.

James Spader: Biliyorsunuz, ben o sahnenin kanepenin arkasında Paul ile benim aramda geçtiğini sanıyordum. Diğer bütün o şeyler de neydi?

Terry Matalas: Evet, sanırım sonunda kamera size de dönüyor. Ama o sesin Dummy adlı bir robottan çıkmasının son derece şaşırtıcı olacağını düşündüm. Dolayısıyla beğenmenize sevindim.

‘VisionQuest’ – Terry Matalas, Paul Bettany ve James Spader ile Röportaj

Her biriniz MCU’ya farklı bir katılım aşamasını temsil ediyorsunuz: Paul, deneyimli; Terry, bu dünyaya görece yeni; James ise geri dönen biri. Bu durum dizideki iş birliğinizi nasıl etkiliyor? Karakterlere ve bu evrene ilişkin farklı bakış açılarınız devreye giriyor mu?

Paul Bettany: Açıkçası hiçbir şeyi bu şekilde düşündüğümü sanmıyorum. İnsanları oldukları gibi, karşıma çıktıkları hâlleriyle kabul ederim. James’i tanıyordum ve Age of Ultron’un sonunda birlikte bir sahnemiz olmuştu. Çok aceleye gelmişti ama o sahneden gerçekten keyif almıştım ve daha fazlasının olmasını istemiştim. Bu yüzden birlikte çalışacağımız için çok heyecanlıydım. Ama açıkçası yalnızca takılmak için de heyecanlıydım çünkü onunla vakit geçirmek çok keyifli.

Terry ile tanıştığımda ise birkaç dakika içinde çok zeki biri olduğunu ve hikâyeyi gerçekten iyi kavradığını görebildim. Dahası… Evet, yalan söylüyorum. Halktan biriymişim gibi görünmeye çalışıyorum. Ama asıl önemlisi televizyonu anlamasıydı. Benim kafam hâlâ büyük ölçüde üç perdeli film yapısına takılı kalmış durumda. Terry’nin ise uzun soluklu hikâye anlatımı konusunda çok güçlü, içgüdüsel bir yeteneği olduğunu düşünüyorum. Evet, onunla hemen aynı frekansta olduğumuzu hissettim.

Terry Matalas: Bu harika bir ifade.

Paul Bettany: Aynı frekansta mı? Evet, aynı frekansta.

Paul, birkaç Marvel filminde yer aldınız ve şimdi bir televizyon dizisindesiniz. Bu formatta en çok neyi seviyorsunuz ve bir karaktere yaklaşımınızı nasıl değiştiriyor?

Paul Bettany: Evet, bu gerçekten iyi bir soru. Gerçekten iyi bir soru. Bunun Marvel deneyimimle ne kadar ilgili olduğundan emin değilim ama… Benim için televizyondaki fark, örneğin bir gerilim hikâyesinin filmde ister istemez dramaya dönüşmesi ve saatler boyunca karakterleri daha fazla keşfetme fırsatınızın olması. Şöyle söyleyeyim: Ted Kaczynski yani Unabomber hakkında bir televizyon dizisi yaptım. Eğer bu bir film olsaydı, psikopatın peşine düşen inatçı bir polis hikâyesi olurdu.

Ama bir televizyon dizisinde her bir karakterin özel hayatına girebiliyorsunuz. Bence burada da durum bir bakıma aynı. Lizzie ile kendime özgü bir alanım vardı; bu, bir tür romantizm alanıydı ama bunun çok fazla gelişmesine yetecek kadar zamanımız yoktu. Televizyonda ise bu karakterlerin iç dünyalarını ve işleyişlerini daha derinlemesine keşfetme imkânınız oluyor…

James Spader: Evet, bir filmde hikâyeyi anlatmak için iki saatiniz var. Bir dizide ise altı ila sekiz saatiniz oluyor.

Paul Bettany: Aynen dediği gibi. Ama daha güzel söyledim sayın.

Bu içeriği paylaş
İstanbul'da yaşıyor. Çeviribilim ve Psikoloji bölümlerinden mezun. Dört kedisi, bir köpeği var. True-crime ve stand-up komediye ilgi duyuyor.

Episode Dergi

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Üyelik Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası metinlerini okudum ve onaylıyorum.

Son Bölümlerimiz...

Podcast

Kritik Eşik – 58: Yabani

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Yabani dizisini konuşuyor.

LISTEN
58. Bölüm
Süre: 7:13

Kritik Eşik – 57: Kirli Sepeti

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Kirli Sepeti'ni konuşuyor.

LISTEN
57. Bölüm
Süre: 11:21

Kritik Eşik – 56: Dilek Taşı

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Dilek Taşı dizisini konuşuyor.

LISTEN
56. Bölüm
Süre: 15:36

Kritik Eşik – 55: Bambaşka Biri

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Bambaşka Biri dizisini konuşuyor.

LISTEN
55. Bölüm
Süre: 19:07

Kritik Eşik – 54: Aile ve Adım Farah Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Aile ve Adım Farah'ı konuşuyor.

LISTEN
54. Bölüm
Süre: 18:18

Kritik Eşik – 53: Ömer ve Yargı Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Ömer ve Yargı dizilerinin yeni sezonları.

LISTEN
53. Bölüm
Süre: 19:30

Son Bölümlerimiz...

Video

Episode TV’nin Sevilen Programı ‘Oben Budak’la Falan Filan’ Yeni Bölümüyle Yayında

Episode TV’nin sevilen programlarından Oben Budak'la Falan Filan heyecan verici yeni bölümüyle…

‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’nin Yeni Bölümünde Mutluluk Konuşuldu

Episode TV'nin sevilen programlarından Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi'nin 4. bölümü, 8…

Episode TV’nin ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Programının 3. Bölümü Yayınlandı

Bugün yayınlanan Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi 3. bölümünde "Nikahta Keramet Var…

Episode TV’den ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Kendine Has Üslubuyla Devam Ediyor

Episode Dergi YouTube kanalı Episode TV’nin yeni içeriklerinden Deniz Tezuysal ile Kesin…

Mehmet Kurtuluş Episode’a Konuştu

Kurz und schmerzlos (1998), Im Juli (2000), Gegen die Wand (2004) gibi…

Popüler İçerikler

Kırmızı Halının Asıl Sınavı: O Mikrofon Uzandığında

Aleyna Alkan Ağustos sayımızda ünlülerin kırmızı halıdaki İngilizcelerine bakıyor. Kabul edelim, hepimiz…

Aleyna Alkan
Tarafından

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!
E-Bülten'imize Abone Olun!

Çok Okunanlar

‘Son Yemek’ 19 Kasım’da Prime Video’da Yayınlanacak

Prime Video, yeni yerli orijinal filmi Son Yemek’in afişini ve yayın tarihini…

Editör
Tarafından
Dizi dünyasının tek adresi: Episode Gelişmeleri takip etmek için yeni sayıyı okumayı unutmayın!