‘VisionQuest’ – Emily Hampshire ile Röportaj

Burcu Asena Şahin Gençoğlu
Burcu Asena Şahin Gençoğlu
İstanbul'da yaşıyor. Çeviribilim ve Psikoloji bölümlerinden mezun. Dört kedisi, bir köpeği var. True-crime ve stand-up komediye ilgi duyuyor.
16 dakikalık okuma

Marvel Television’ın VisionQuest dizisinde Emily Hampshire, Vision’ın hayatta olmanın keyfini yeniden keşfetmesine yardımcı olmak gibi sıra dışı bir görevi olan yapay zekâ E.D.I.T.H.’e hayat veriyor.

Schitt’s Creek dizisindeki Stevie karakteriyle Kanadalı oyuncu, Tony Stark’ın Peter Parker’a yüksek teknolojili bir gözlük aracılığıyla güçlü bir küresel ağa erişim sağladığı Spider-Man: Far From Home filminde ilk kez karşımıza çıkan bir yapay zekâ olarak MCU’ya katılıyor. Artık eğlence için yeniden programlanan E.D.I.T.H., heyecan peşinde koşan, 21 kostüm değiştiren, kaosa meyilli ve insan deneyimine giderek daha fazla merak duyan bir karakter.

VisionQuest dizisinin sorumlusu Terry Matalas tarafından Hampshire’ın sesi düşünülerek yaratılan E.D.I.T.H., bir algoritmadan çok daha fazlası. O, yalnızca gözlemlemek yerine yaşamanın ne anlama geldiğini anlamaya çalışan, yerinde duramayan bir karakter.

Hampshire ile gerçekleştirdiğimiz sohbetimizde bir yapay zekânın içindeki insanlığı keşfetmeyi, E.D.I.T.H.’in sürekli değişen kostümlerinin önemini ve komedi ile trajedi arasındaki ilişkiyi ele alıyoruz. Oyuncu ayrıca karakterinin kökenlerinin kimliğini nasıl şekillendirdiğini, James Spader’ı olağanüstü bir sahne partneri yapan şeyin ne olduğunu ve yapay zekâ hakkındaki bir hikâyenin nihayetinde kendimiz hakkında neden bu kadar çok şey ortaya çıkarabildiğini anlatıyor.

‘VisionQuest’ – Terry Matalas, Paul Bettany ve James Spader ile Röportaj

E.D.I.T.H. hakkında biraz konuşalım. Kendisi bir yapay zekâ ama VisionQuest kimlik, hafıza, benlik gibi konularda son derece insani sorular soruyor. Karakterin bu yönünde sizi cezbeden ne oldu?

Bir oyuncu olarak benim işim karakterin içindeki insanlığı bulmak. Dolayısıyla şöyle düşündüm: Bir seri katili oynasam bile onun içindeki insanlığı bulmalıyım. Peki, bunu bir yapay zekâyla nasıl yaparsınız? Ben de her zamanki gibi gibi ilerledim: Bir yapay zekâ olmak nasıl bir şey olmalı?

Bunun üzerine ne kadar çok düşündüysem, o kadar çok şunu fark ettim: Başka biri için bir araç olarak hapsolmuş durumdasınız. Size sürekli ne yapmanız gerektiği söyleniyor. Bütün bilgilere sahipsiniz. Dünyanın en iyi pizzasını yapmak için gereken bütün malzemelere sahipsiniz ama onu deneyimleyemiyorsunuz. Dolayısıyla aslında E.D.I.T.H. karakteri, hayata dâhil olma ve hayatı deneyimleme arzusuyla, bir rolde kendimi hiç olmadığım kadar canlı hissetmemi sağladı.

Peki, VisionQuest’te en çok kostüm değiştiren karakteri canlandırmak nasıl bir his? Bize bu kostümlerden bazıları hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Harika çünkü diğer herkesin toplamından daha fazla kostüm değiştiriyorum. Ayrıca bir oyuncu olarak benim için saç, makyaj ve kostüm işimin yüzde 50’sini yapıyor. Bu projede ise sanırım işimin yüzde 98’ini onlar yaptı. Ama bunun sevdiğim yanı E.D.I.T.H.’in kim olduğunu gerçekten ortaya koyması. Çünkü kendinize şunu sormanız gerekiyor: Neden sürekli yeni bir kostüm giyiyor? Bu rolleri deniyor ve bir bakıma Vision’ın hayatındaki amacını bulmaya çalışıyor.

Biliyorsunuz, F.R.I.D.A.Y. ile birlikte bu evde yaşıyor. F.R.I.D.A.Y. sosyalleşme işlevini, J.A.R.V.I.S. ise güvenliği üstleniyor ve bunlar gerçekten önemli şeyler. E.D.I.T.H. ise “Benim işim eğlence,” diyor ve ilk elenen şey de bu oluyor. Okulda beden eğitimi dersini kaldırırsınız, resim dersini kaldırırsınız. Dolayısıyla sürekli Vision’a bir değeri olduğunu göstermeye çalışıyor. “Hızlı gitmek mi istiyorsun?” diyor, sonra bir Formula 1 pilotuna ya da benzeri bir şeye dönüşüyor.

Ama en sevdiğim kostüm… Yanımda bir çanta var, bir sırt çantası. Onun küçük bir versiyonunu yaptılar. Sanırım dışarıda. Keşke burada yanımda olsaydı. E.D.I.T.H.’in taktığı bir sırt çantası bu ve üzerine kendi sırt çantasını takmış küçük bir E.D.I.T.H. figürü yaptılar. Dünyadaki en harika şey. Onu sakladım.

'VisionQuest' - Emily Hampshire ile Röportaj

Peki, bundan sonra karakterin nereye gitmesini isterdiniz? Onu yeniden canlandırma fırsatınız olursa en çok neyi keşfetmek istersiniz?

E.D.I.T.H.’in Spider-Man’e geri dönmesini çok isterim çünkü bence ikisi de değişti. O, kendisi için ergenlik çağındaki bir patron olduğu zamandan bu yana çok büyüdü ve E.D.I.T.H. de pek çok deneyim yaşadı. Dolayısıyla ikisini yeniden bir arada görmek… Özellikle benim için, onu Spider-Man’in yanında fiziksel formunda görmek gerçekten eğlenceli olurdu.

Şu anda pek çok kişi Avengers: Doomsday’i bekliyor. Belki de bu yılın en büyük filmlerinden biri olacak. Sizce Doomsday’den önce bu diziyi izlemek önemli mi?

Kesinlikle. Bence izlenmesi zorunlu. Bir bakıma… Hayır, aslında… Şöyle diyecektim: Büyük filmden önce sahne alan açılış grubu gibi. Bence bu diziyi izlemeden Doomsday’i izleyemezsiniz. Muhtemelen bu yüzden başım çok belaya girecek. Ama bence insanlar bu diziyi izlemeli çünkü gerçekten çok iyi. Gerçekten harika olduğunu düşündüğünüz bir yapımın tanıtımını yapmak da çok güzel.

Ama dürüst olmak gerekirse hiçbir şey bilmiyorum. Doomsday’i izlemedim. Hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Dolayısıyla muhtemelen diziyi izlemeniz gerekmiyor.

Bir televizyon dizisi olsa bile Marvel’ın parçası olmak nasıl bir şey? Bir Marvel dizisinin parçası olmak nasıl hissettiriyor? Üstelik bu yalnızca bir televizyon dizisi de değil; üçlemenin üçüncü bölümü. Bunun bir parçası olmak hakkında ne düşünüyorsunuz?

Harika! Sevmediğim tek şey, insanların sürekli bunun üçlemenin sonu olduğundan bahsetmesi. Ben de “Daha yeni geldim. Bitmesini istemiyorum,” diyorum. Ama güzel olan şu ki, önceki sorunuzda da söylediğiniz gibi E.D.I.T.H. yoluna devam edebilir.

Ama MCU’ya katılmak gerçekten başka hiçbir şeye benzemiyor. Bütün bir evrene katılıyorsunuz. Ben de bu evrene girdiğim için çok şanslıydım çünkü buraya geliş şeklim farklıydı. Uzun zaman önce Terry Matalas ile 12 Monkeys adlı bir televizyon dizisinde çalışmıştım. Terry bizim dizi sorumlumuz ve E.D.I.T.H.’i yazarken sürekli benim sesimi, daha doğrusu birlikte çalıştığımız dizideki Jennifer Goines karakterinin sesini duyduğunu söyledi. Dolayısıyla bu göz korkutucu evrene Terry aracılığıyla girdim ve bu da bir bakıma eve dönmek gibi hissettirdi.

Bu dizinin yapımı başladığından beri yapay zekâ hakkındaki tartışmalar çok daha yoğunlaştı. Bu durum konuyu geliştirme veya üzerinde çalışma biçiminizi değiştirdi mi?

Hayır. Yani dizide ya da benim açımdan hiçbir şeyi değiştirmedi. Ancak içinde bulunduğumuz dönemde, konu herkesin gündemindeyken bu dizi yayımlanıyor. Esasen robotlar hakkında olan bu dizinin, parçası olduğum en insani iş olduğuna inanamıyorum. E.D.I.T.H., kendimi en insani ve canlı hissettiğim karakter.

Evet, çünkü gerçek bir insanı canlandırırken sanırım “Canlı hissetmek istiyorum,” demiyorsunuz; zaten canlısınız. Ama E.D.I.T.H. her şeyi deneyimlemek istiyor ve bunların hiçbiri ona mantıklı gelmiyor. Her şeyi anlayabiliyor ama insanların neden âşık olduğunu anlayamıyor. Neden ağlıyorlar? Bunların hepsi, evrimsel açıdan pek de mantıklı görünmeyen şeyler. Eminim bir açıklaması vardır ama yine de mantıksızmış gibi görünüyor.

E.D.I.T.H. rolüne nasıl hazırlandınız? Eski filmleri veya televizyon dizilerini izlemeniz gerekti mi? Fiziksel bir eğitim aldınız mı? Rolün en büyük zorluğu neydi?

Her şeyi en başından izledim çünkü daha önce izlememiştim. Ama esas olarak Spider-Man: Far From Home filmine odaklandım çünkü bu, E.D.I.T.H.’in doğum hikâyesi gibi.

VisionQuest’te karşımıza çıkan E.D.I.T.H.’i bulmam gerçekten gerekiyordu. Çünkü Spider-Man: Far From Home’da karşılaştığınız E.D.I.T.H.’in sesini duyduğunuzda bu sesin dizideki E.D.I.T.H. olacağını asla tahmin edemezsiniz. Ben de bunun nasıl gerçekleştiğini düşündüm.

Bir düşünün: Tony Stark kendi enerjisini şişeye koyar gibi bir şekilde alıp bir güneş gözlüğünün içine yerleştirmiş ve ona “Even Dead, I’m the Hero” ifadesinin kısaltması olan E.D.I.T.H. adını vermiş. Bu da Stark’ın egosunu biraz gösteriyor. Ona en tehlikeli silahlara erişim imkânı vermiş ve ardından bu sistemi bir ergene teslim etmiş.

Yani E.D.I.T.H. patronu bir ergen olan bir işte, gözlüklerin içine hapsolmuş durumda. Üstelik bu işte çok taktiksel davranmanız gerekiyor ve tek bir hata yaparsanız ortalık havaya uçabiliyor. Ben de gözlüklerden kurtulduğunda nasıl biri olacağını düşündüm. VisionQuest’te karşılaştığınız E.D.I.T.H. işte bu.

O yalnızca eğlenmek istiyor ama eğlence anlayışı bir şeyleri havaya uçurmak. Spider-Man’deki E.D.I.T.H., çok kurumsal bir işte çalışan E.D.I.T.H.; VisionQuest ise onun hafta sonu gibi.

Hikâyede miras alınan travmalar ve miras alınan kimlikler önemli bir yer tutuyor. E.D.I.T.H.’in güçlü ve bağımsız bir birey olmasıyla birlikte bir başkasının hayatından ve kaybından izler taşıması fikrine nasıl yaklaştınız?

Bu bir spoiler, değil mi? Bunu dördüncü bölümden sonra mı yayımlayacaksınız? Tamam, o zaman şu anda işimi kaybetmeme neden olmayacaksınız.

Bence bu, son derece dâhice bir fikirdi. Çünkü dördüncü bölümün senaryosu elimize ulaşana kadar bunu bilmiyordum. Sanırım çekimlerin dördüncü ayı falandı. Dolayısıyla bu benim için de yeni bir bilgiydi ve çok zekice olduğunu düşündüm. Çünkü E.D.I.T.H. eğlenceli olan karakter, değil mi? Bunun kaynağının bir trajedi olması bana çok mantıklı geliyor.

Komediye her zaman güçsüzlerin çığlığı gibi bakmışımdır. Bütün arkadaşlarımı kaybettiğimde komediyi keşfettim. “Komik olmak zorundayım,” diye düşündüm. Genellikle bunun gibi bir şeyden kaynaklandığına inanıyorum.

Ya da biliyorsunuz, ben Kanadalıyım. Kanadalıların oldukça komik olduğunu düşünüyorum ve bunun sebebinin hava koşullarımız olduğuna inanıyorum. Hava çok karanlık ve soğuk, dolayısıyla komik olmak zorundasınız.

Bence bu fikir çok güzeldi. Ayrıca Terry’nin yapacağı türden bir şey çünkü aramızdaki bağlardan birinin, işler gerçekten üzücü olduğunda şaka yapmamız olduğunu düşünüyorum. Kara bir mizaha sahibiz. Bu yüzden fikri çok beğendim.

Kamera arkasından anlatabileceğiniz ilginç hikâyeler var mı?

Paul ile ben sınıfta öğretmenin birbirinden ayıracağı çocuklar gibiyiz. Bu yüzden çekim yapmadığımız zamanlarda birbirimize başkalarının duymaması gereken şeyler söylüyoruz.

Bir gün bütün basın mensuplarını stüdyoya getirdiler. Basının bizi izlediğinden haberimiz yoktu. Hepsi setin dışında oturmuş bizi izliyordu ve Paul ile ben kendi hâlimizdeyken sesi kapatmamışlardı.

Sonra röportaj vermeye gittik ve az önce söylediğim korkunç şey hakkında sorular sormaya başladılar. “Korkunç” derken şunu kastediyorum: Kanadalı olduğum için Birleşik Krallık’tan oyuncularla çalışmayı seviyorum. Çünkü sizinle dalga geçiyorsam bu, sizi sevdiğim anlamına gelir.

Birbirimize gerçekten kötü davranıyoruz ama bu yalnızca bir sevgi gösterisi. Başkalarının bunu anlamasını beklemiyorsunuz; özellikle de basının. Dolayısıyla işten kovulmadığım için şanslı olduğum, eğlenceli bir gündü.

'VisionQuest' - Emily Hampshire ile Röportaj

Paul’den bahsettiniz ama James Spader ile çalışmak hakkında da daha fazla şey öğrenmek istiyorum. Böyle başarılı bir oyuncuyla çalışmak nasıldı?

Bütün filmleri izlediğimde beni ilk etkileyen şey onun Ultron performansıydı. Bana “Ah, ben bunu tamamen yanlış düşünmüşüm. Bu komik,” dedirten ilk şey buydu. Seslendirmesi o kadar komik ki. Üstelik benim çok komik bulduğum bir tarzda, yani kuru bir mizahla.

James’in pek çok filmini izlememiştim ve hakkında çok fazla şey bilmiyordum. Dolayısıyla ne beklemem gerektiğini gerçekten bilmiyordum. Birlikte bir sahnemiz vardı; ilk ortak sahnemizdi.

Hayatım boyunca birlikte çalıştığım en iyi oyuncu o. Sigourney Weaver, Alan Rickman gibi gerçekten harika oyuncularla çalıştım. Ama James aklımı başımdan aldı. Sizi daha iyi hâle getiriyor. Her an orada, tamamen anda.

Az önce bir gazeteci, benim canlandırdığım E.D.I.T.H.’in kendisine kızını ve köpeğini hatırlattığını söyledi. Ben de bunu iltifat olarak kabul ettim. Ama bunu söylememin sebebi şu: James Spader’ı düşündüğümde onunla çalışmak, bunu olabilecek en büyük iltifat olarak söylüyorum, sekiz yaşında bir çocukla ya da bir hayvanla çalışmak gibi. Çünkü henüz kendinin farkına varıp çekingenleşmemiş sekiz yaşında bir çocukla veya bir köpekle çalıştığınızda, onlar rol yapmazlar. Yalnızca o anda yaşarlar. Bu yüzden sizin de anda olmanız gerekir.

Bu, dünyadaki en harika his. Çünkü en azından benim için en kötü his, rol yaptığımın fark edilmesi ya da rol yapıyormuşum gibi hissetmek. Onun yanında olmak bütün bunları ortadan kaldırıyor. Onunla çalışmaya devam etmeyi her şeyden çok isterim.

VisionQuest, birini insan yapan şeyin ne olduğunu sorguluyor gibi görünüyor. Bu diziyi yaptıktan sonra sizin bu soruya verdiğiniz yanıt ne?

Bence bu soruda sevdiğim şey, beni biraz daha ileriye götürmesi. Yani, olmak üzere yaratıldığınız kişi misiniz? Ve sizi yaratan kişi artık kim olduğunuzu söylemediğinde kim olursunuz?

Bu düşünce E.D.I.T.H. ile ilgili olarak beni gerçekten etkiledi. Bütün bu yapay zekâlar parçalardan oluşturulmuş. İnsanları düşünürseniz hepimiz yetiştirilme biçimimizden, geçmişimizden ve benzeri şeylerden oluşuyoruz. Ama sonra kim oluyorsunuz? Sekiz yaşındayken olduğunuz çocuk musunuz? Muhtemelen değilsiniz. Değiştiniz. Peki, o hâlinize nasıl geri dönüyorsunuz ve o anılara sahip olmak ne anlama geliyor?

Bunları gerçekten çok ilginç buluyorum çünkü söz konusu robotlar olsa da aslında bizden bahsediyoruz. Üzerine ne kadar çok düşünürseniz, o kadar çok kendimizle ilgili olduğunu görüyorsunuz.

E.D.I.T.H. günlük hayatınızda size ne kadar benziyor?

Bunu söylemek istemem ama oldukça fazla. Evet, gerçekten çok benziyor. Schitt’s Creek adlı bir dizide Stevie isimli bir karakteri canlandırmıştım ve insanlar beni çoğunlukla o karakterle tanıyor. Sokakta beni görüp “Aa, Stevie!” diyorlar. Ben de kendim gibi tepki veriyorum, yani çok heyecanlanıyorum. Onlar ise şaşkına dönüp “Sen Stevie’ye hiç benzemiyorsun,” diyorlar. Gerçekten de benzemiyorum.

O rolde kendimden çok uzaklaşmıştım. Bu karakter ise bana çok daha fazla benziyor ve bu benim için daha zor. Gerçekten daha zor. Üzgünüm.

Sizce E.D.I.T.H. gerçekten ölümden korkmuyor mu, yoksa ölümle yüzleşmek zorunda kalmadı mı?

Bence bunu, hiçbir şeyi kaybetmeyeceğinizi düşündüğünüz zaman yaptığınız gibi, sınırlarını zorlayarak test ediyor. Bu konu hakkında çok düşündüm. Kaybedecek hiçbir şeyiniz olmadığını düşünüyorsanız her şeyi yapabilirsiniz.

Dizi boyunca tuhaf bir şeyin gerçekleştiğini düşünüyorum: Vision’a, F.R.I.D.A.Y.’e ve anlamadığı hislerle başka şeylere bağlanmaya başlıyor. Dolayısıyla risk almak giderek daha riskli bir hâle geliyor.

Ama bence başlangıçta yalnızca ölümden korkmamakla kalmıyor; ölümü zorluyor, sınırlarını test ediyor. Bunun da sahip olduğu geçmişten kaynaklandığını düşünüyorum.

İnsanlar ondan hangi dersi çıkarmalı?

Bence hayatta olmanın kıymetini bilmeyi öğrenmeliler. Benim ondan kesinlikle öğrendiğim şey bu çünkü gündelik hayatımda bunun kıymetini bilmiyorum.

Düşünürseniz, insanlar olarak kendimizi sürekli dış kaynaklara teslim ediyoruz. Daha akıllı ve daha hızlı olmak istiyoruz, hatırlamamız gereken şeyleri cihazların içine kaydediyoruz. E.D.I.T.H.’in istediği tek şey ise bunların dışına çıkmak.

Bu bana deneyimin her şey olduğunu düşündürdü. Her zaman daha fazlasını bilmek ve daha akıllı olmak istediğimi düşünürüm ama gerçek şu ki bir şeyi deneyimlemediğiniz sürece bilginin pek bir anlamı yok. Özellikle de artık yapay zekâ varken, çünkü herkes artık her şeyi bilebilir.

'VisionQuest' - Emily Hampshire ile Röportaj
Bu içeriği paylaş
İstanbul'da yaşıyor. Çeviribilim ve Psikoloji bölümlerinden mezun. Dört kedisi, bir köpeği var. True-crime ve stand-up komediye ilgi duyuyor.

Episode Dergi

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Üyelik Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası metinlerini okudum ve onaylıyorum.

Son Bölümlerimiz...

Podcast

Kritik Eşik – 58: Yabani

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Yabani dizisini konuşuyor.

LISTEN
58. Bölüm
Süre: 7:13

Kritik Eşik – 57: Kirli Sepeti

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Kirli Sepeti'ni konuşuyor.

LISTEN
57. Bölüm
Süre: 11:21

Kritik Eşik – 56: Dilek Taşı

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Dilek Taşı dizisini konuşuyor.

LISTEN
56. Bölüm
Süre: 15:36

Kritik Eşik – 55: Bambaşka Biri

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Bambaşka Biri dizisini konuşuyor.

LISTEN
55. Bölüm
Süre: 19:07

Kritik Eşik – 54: Aile ve Adım Farah Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Aile ve Adım Farah'ı konuşuyor.

LISTEN
54. Bölüm
Süre: 18:18

Kritik Eşik – 53: Ömer ve Yargı Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Ömer ve Yargı dizilerinin yeni sezonları.

LISTEN
53. Bölüm
Süre: 19:30

Son Bölümlerimiz...

Video

Episode TV’nin Sevilen Programı ‘Oben Budak’la Falan Filan’ Yeni Bölümüyle Yayında

Episode TV’nin sevilen programlarından Oben Budak'la Falan Filan heyecan verici yeni bölümüyle…

‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’nin Yeni Bölümünde Mutluluk Konuşuldu

Episode TV'nin sevilen programlarından Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi'nin 4. bölümü, 8…

Episode TV’nin ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Programının 3. Bölümü Yayınlandı

Bugün yayınlanan Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi 3. bölümünde "Nikahta Keramet Var…

Episode TV’den ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Kendine Has Üslubuyla Devam Ediyor

Episode Dergi YouTube kanalı Episode TV’nin yeni içeriklerinden Deniz Tezuysal ile Kesin…

Mehmet Kurtuluş Episode’a Konuştu

Kurz und schmerzlos (1998), Im Juli (2000), Gegen die Wand (2004) gibi…

Popüler İçerikler

Kırmızı Halının Asıl Sınavı: O Mikrofon Uzandığında

Aleyna Alkan Ağustos sayımızda ünlülerin kırmızı halıdaki İngilizcelerine bakıyor. Kabul edelim, hepimiz…

Aleyna Alkan
Tarafından

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!
E-Bülten'imize Abone Olun!

Çok Okunanlar

‘Son Yemek’ 19 Kasım’da Prime Video’da Yayınlanacak

Prime Video, yeni yerli orijinal filmi Son Yemek’in afişini ve yayın tarihini…

Editör
Tarafından
Dizi dünyasının tek adresi: Episode Gelişmeleri takip etmek için yeni sayıyı okumayı unutmayın!