Serhat Tekin, Ağustos sayımızda dizileri hayranlıkla izleyen ünlüleri konu edindi.
Geleneksel ekranlardan dijital platformlara kadar reyting grafiklerinin sürekli inip çıkması kafanızı karıştırmasın. Dizi dünyası, popüler kültürün açık ara en çok tükettiğimiz, hayatımızın tam merkezinde yer alan çılgınlığı olmaya devam ediyor.
Teknoloji ilerledikçe dizi reklamları da evrim geçiriyor. Geleneksel pazarlama yöntemleri artık tahtını dijital platformların hızlı, akıcı ve popüler diline bıraktı.
Arkadaş tavsiyeleri hâlâ çok değerli, evet ama günümüzün gerçeği bambaşka: Sosyal medyadaki popüler isimlerin bir dizi hakkında yaptığı tek bir paylaşım bile o yapımın izlenme oranlarını uçurmaya yani pazarlama performansını doğrudan patlatmaya yetiyor.
Düşünün, dünyaca ünlü aktör Bradley Cooper bir röportajda annesinin Türk dizisi hastası olduğunu ve Erkenci Kuş’u tam 8 kez hatmettiğini söylüyor! Sonuç mu? Dizinin resmi YouTube kanalı etkileşimden havaya uçtu; yorumlar bir anda “Bradley Cooper’dan gelenler butonuyum” tadında mesajlarla doldu. İşte küresel bir figürün yerel bir diziyi dijitalde nasıl bir dünya markasına dönüştürdüğünün en somut ve eğlenceli örneği.
Bu küresel etkinin zirve noktası kesinlikle dünyaca ünlü rapçi Cardi B’nin Muhteşem Yüzyıl bağımlılığıydı. Sanatçının saray entrikalarına, karakterlerin arkasından dönen işlere sosyal medyada verdiği o aşırı komik, anlık ve bizden tepkiler tüm dünyayı salladı. Cardi B adeta tek başına, uluslararası kamuoyunun gözünü tamamen bizim Hürrem Sultan ve ekibine çevirmesini sağlamıştı.

Türkiye’deki dijital dizi gurumuz ise net bir şekilde Demet Akalın. Reyting tahmini konusunda asla şaşmayan bir sezgisi var; ne derse çıkıyor. Kış dönemi boyunca yaptığı sosyal medya paylaşımları ve karakter analizleriyle dizi gündemini tek başına yönlendiriyor desek yalan olmaz. Nitekim kendisiyle yaptığım son röportajda da dizi filmler üzerine konuştuğumuz bölümler açık ara en çok izlenen kesitler oldu.
Bazen ünlülerin dizilere olan aşkı öyle bir seviyeye ulaşıyor ki, merak etmeyeni bile ekrana kilitliyor. Hatırlıyorum, Yonca Evcimik’e bir röportajda aşk hayatı sorulmuştu da o, ‘Hayatımda biri var ama platonik… Kızıl Goncalar’daki Cüneyd Efendi!’ diyerek herkesi ters köşe yapmıştı. Mert Yazıcıoğlu’na değil, resmen senaryodaki karaktere vurulduğunu söylemişti. Bu açıklama o dönem kadar gündem oldu ki etrafımda, “Yahu kim bu Cüneyd Efendi?” diyerek dizinin müptelası olan birçok insan olduğunu söyleyebilirim.
Bunun en canlı ve güncel örneğini kendimden verebilirim. Son zamanların konuşulan dizilerinden Daha 17’nin radarıma girmesi tamamen İrem Derici sayesinde oldu. Konser yorgunluğu falan dinlemeden ayağının tozuyla diziyi izlediği o kadar çok hikâye paylaştı ki, bende de merak tavan yaptı. Üstelik olay sadece izlemekle kalmadı; İrem’in bu dizi çılgınlığı, oyuncularla yan yana getirildiği yapay zekâ videolarıyla resmen dijital bir şova dönüştü ve kısa sürede milyonlarca tık alarak havaya uçtu.
Uzun lafın kısası; ünlülerin dizi dünyasındaki doping etkisi tartışılmaz. Bir işin parlamasında ve geniş kitlelere ulaşmasında rolleri çok büyük. Ama burada kilit nokta kesinlikle samimiyet. Zoraki marka işbirlikleri veya sponsorluk içerikleri bazen çok yapay durup ters tepebilirken günlük hayatın içinden kopup gelen o tamamen doğal paylaşımlar izleyiciyi anında yakalıyor. Tabii dijital dünyayı esir alan hayran yapımı edit’lerin ve fan hesaplarının payını da es geçersek ayıp olur; dizilerin asıl gizli etkileşim ordusu kesinlikle onlar.
