Eda Akça, kadrosuyla dikkat çeken Star TV dizisi Tuzlu Kahve‘yi inceledi.
Kahve falında beliren şekiller geleceği mi gösterir, yoksa insan fincanın dibinde yalnızca görmek istediğini mi görür? Tuzlu Kahve’nin ilk bölümünde Mehmet’in niyetine kapatılan fincanda önce aşk, ardından bir yüzük beliriyor. Falı yorumlayanlar bu işaretleri çoktan seçtikleri gelin adayına yorsa da hikâyenin asıl yüzüğü Derin’in elinde.
Evlenme teklifi aldığı adamın kendisini aldattığını öğrenen Derin, yüzüğünü denize atarken yalnızca biten ilişkisini değil, kendisi için hazırlanmış hayatı da bir nevi suya bırakıyor. Pahalı yüzüğünden vazgeçemeyip yüzüğün ardından denize atladığında ise onu intihar ediyor sanan Mehmet, Derin’i kurtarmaya çalışırken kurtarılması gereken kişiye dönüşüyor. Falın haber verdiği aşk ile yıllar önce görülen bir rüyanın korkusu aynı suda buluşuyor.
Böylece Tuzlu Kahve, daha ilk karşılaşmada tesadüften çok kadere yaslanan dünyasını kuruyor; falın, rüyanın ve işaretlerin arasından Derin ile Mehmet’i birbirine çıkarıyor.
Evlilik İki Kişilik midir?
Tuzlu kahve, çoğumuzun bildiği üzere, kız isteme geleneğinde damadın sabrını ve sevgisini sınayan küçük bir oyunken dizide ise evliliği ailelerin birbirini sınadığı bir mücadeleye dönüştürüyor. Derin ve Mehmet henüz birbirini tanımadan çevrelerindeki herkes onların hayatı hakkında bir plana sahip. Bu nedenle dizinin asıl meselesi romantik bir karşılaşmadan ziyade “Kiminle ve ne zaman evleneceğimize gerçekten biz mi karar veriyoruz?” sorusu.
Derin’in en büyük arzusu evlenmek ve bir aile kurmak. Fakat bu arzu, onun özgür iradesinden mi doğuyor, yoksa ailesinin yıllardır yüklediği beklentilerin sonucu mu, ilk bölüm bunu bilinçli biçimde bulanık bırakıyor. Evlenmek üzere olduğu Hakan’ın ihanetiyle sona eren ilişkisinin ardından Derin’in asıl yolculuğu, yalnızca yeni bir “evlenilecek adam” bulmak değil; evlenme arzusuyla gerçekten istediği hayat arasındaki farkı keşfetmek olacak gibi gözüküyor.
Mehmet ise bu baskının erkek tarafındaki karşılığı. Yurt dışında kendi düzenini kurmuş olmasına rağmen Türkiye’ye döner dönmez annesinin evlilik planının içine çekiliyor. Böylece dizi, kadın ve erkeği aynı toplumsal beklentinin iki farklı tarafına yerleştiriyor. Derin evlenemediği, Mehmet ise evlenmek istemediği için baskı görüyor. Aralarındaki çekimin besleneceği en sağlam yer de bu karşıtlık.

Üç Aile, Üç Farklı Kahve
Derin ile Mehmet’in üzerindeki evlilik baskısının kaynağında, birbirinden farklı dinamiklere sahip üç aile bulunuyor. Kahve yalnızca dizinin adına değil, karakterlerin gündelik yaşamına da eşlikçi. Ayrı alışkanlıkları, geçmişleri ve atmosferleriyle her biri başka türlü pişirilmiş bir kahveyi andırıyor: Kutaygiller şekerli, İpekliler sade ve telvesi yoğun, Aydınoğulları ise bol köpüklü ve her an taşmaya hazır. Derin ile Mehmet’in yakınlaşması da yalnızca iki kişinin birbirini tanıması anlamına gelmiyor; kuracakları bağ, farklı dünyalara ait bu üç aileyi kaçınılmaz olarak aynı masaya oturtuyor.
Kutaygil ailesi, kadınların ağırlıkta olduğu ve farklı kuşakların bir arada yaşadığı bir hane. Annesini küçük yaşta kaybeden Derin, anneannesi Sitare, teyzesi Tiraje ve dayısı Taylan’la birlikte büyümüş. Derin’in evlenip kendi ailesini kurma isteği de annesinin yokluğunda büyümesiyle ve uzun zamandır özlemini duyduğu aile düzenine ulaşma arzusuyla anlam kazanıyor. Böyle bakıldığında evlilik, Derin için yalnızca romantik bir mutlu son değil; çocukluğundan beri hissettiği bir boşluğu tamamlama arzusu aslında.
İpekli ailesi ise dizinin renkli ve hareketli dünyasının altında saklanan daha karanlık tarafı temsil ediyor. Ailenin merkezinde, varlığıyla evin üzerindeki otoritesini hemen hissettiren Feryal bulunuyor. Elit ve Ünver’in de dâhil olduğu ailenin diğer ailelere kıyasla daha mesafeli bir görünümü var. Kutaygillerle aralarındaki geçmişe dayalı düşmanlık, iki aile karşı karşıya geldiğinde komedinin tonunu değiştiriyor.
Aydınoğullarına gelince, Adanalı kimlikleri, evin içindeki küçük ritüelleri ve birbirlerinin hayatına doğrudan müdahale eden kalabalık yapılarıyla daha geleneksel bir aile portresi çiziyor. Herkes birbirine fazlasıyla bağlı olduğu için hiç kimsenin hayatı yalnızca kendisine ait değil. Özellikle Hatun, büyük oğlu Mehmet’e duyduğu sevgiyle onun hayatına müdahale etme isteği arasındaki sınırı sık sık aşıyor.

Komediye Dönüş
Ana akım televizyonun uzun süredir ağır dramların, büyük aile sırlarının, şiddetin ve bitmek bilmeyen hesaplaşmaların etkisi altında olduğu düşünülürse Tuzlu Kahve’nin komediye alan açması başlı başına değerli. Bir dönem ekranın temel türlerinden biri olan komedilerin giderek azalması, izleyicinin gündelik hayattan beslenen, sıcak ve birlikte izlenebilecek hikâyelere duyduğu özlemi de yıllar geçtikçe büyüttü. Tuzlu Kahve, tam da bu boşluğa yerleşerek karanlık hikâyelerin arasında seyirciye nefes aldırmayı amaçlıyor.
Dizinin bu iddiasındaki en büyük gücü ise televizyonun farklı dönemlerinde iz bırakmış isimleri bir araya getiren oyuncu kadrosu. Farklı kuşaklardan oyuncuları aynı hikâyede buluşturan bu kadro, daha ilk bölümden Tuzlu Kahve’nin en büyük vaatlerinden birine dönüşüyor.
Üstelik güçlü oyuncu kadrosunun yalnızca bugünkü performanslarından değil, seyircinin hafızasında taşıdığı eski rollerinden de besleniyor. Dizideki oyuncuların geçmişte canlandırdığı unutulmaz karakterlerin hayatından tanıdığımız isimleri konuk oyuncu olarak hikâyeye dâhil ediyor, bölüm içine yerleştirilen sözlü göndermelerle de seyirciyle küçük bir nostalji oyunu kuruyor. Yıllar önce başka bir hikâyede yan yana izlediğimiz oyuncuları yeniden karşı karşıya getirerek sahneleri yalnızca Tuzlu Kahve’nin dünyası içinde bırakmıyor; izleyiciyi bir anlığına o eski dizilere ve karakterlere de götürüyor. Bu da kadronun ne kadar güçlü ve televizyon geçmişi açısından ne kadar zengin olduğunun bir başka göstergesi.
Böylece dizi, ekranda yeni bir hikâye anlatırken bir yandan da tanıdık bir dünyanın sıcaklığını taşıyor. Sıcaklığın merkezinde ise her biri başka bir tat taşıyan üç aile var. Belki de onları aynı masada buluşturacak olan, Derin ile Mehmet için pişecek tuzlu kahve olacaktır.
Ancak bu kez kahveyi içerek sevgisini kanıtlaması gereken tek bir damat yok; asıl sınav önyargılarını geride bırakması gereken üç aileyi bekliyor.
