Episode Dergi Mayıs sayısında kapağımıza konuk olan TOD Studios dizisi Her Şey Mümkün‘ün yapımcısı Elif Yakarçelik’le konuştuk.
Televizyon komedisinin farklı dönemlerine tanıklık eden, Ayrılsak da Beraberiz’den Güldür Güldür’e uzanan birçok projede imzası bulunan Elif Yakarçelik, bu kez TOD’un yeni dizisi Her Şey Mümkün ile izleyici karşısında. Miray Karabulut ve Mine Özgüle’nin birlikte yazıp başrolünü paylaştıkları dizi günümüz ilişkilerine, yalnızlık hissine, sosyal medya çağının hızına ve modern insanın çelişkilerine absürt ama çok tanıdık bir yerden bakıyor. Elif Yakarçelik’le bugünün mizah anlayışını, risk almayı neden sevdiğini ve “kahkaha attırmanın” neden her zamankinden daha zor olduğunu konuştuk.
Yıllardır televizyon komedisinin çok farklı dönemlerine tanıklık ettiniz. Her Şey Mümkün’ü bugünün işlerinden ayıran ne sizce?
Güncel dertler diyebilirim. Çevremizde olup biten şeylere net, keskin tespit ve mizahi eleştiri var. İnsan ilişkilerindeki değişim, dostlarımız ve kendimizle olan dertlerimizle dalga geçen, çok eğlenceli bir dizi oldu. Bir de benim mizah anlayışım değiştikçe yaptığım işlerde de aradığım şey, biraz bencilce olacak belki ama benim güldüğüm şeyler etrafında şekilleniyor. 🙂
Ayrılsak da Beraberiz’den Güldür Güldür’e kadar çok farklı komedi dünyalarında yer aldınız. Türkiye’de mizahın dönüşümünü nasıl gözlemlediniz?
Daha bireysel, daha yalnız… Birçok komedi işi yapıldı, yapılıyor, yapılacak. Ama türleri farklı, alıcısı farklı bu projelerin; benim çok güldüğüm bir şeye yakın arkadaşım gülmüyor mesela ya da ailenin güldüğü bir şey o ailenin gencine hiç komik gelmiyor. O nedenle herkese hitap etmek pek mümkün değil. Her şey çok hızlı, gündem sürekli değişiyor, onu yakalamak çok zor, özellikle dizi yaparken. Ancak artık sosyal medya alışkanlığından kaynaklı daha kısa, kendini hızlı ifade eden işler daha popüler oluyor tabii.
Yavaş tempo, dramalarda geçerli olabilir ama iş komediye geldiğinde bir an önce sonuca gitmek, eğlenmek istiyor seyirci diye düşünüyorum. Yalnız yaşayan insanların artık yemek yerken açıp bir şeyler izlediği bir gerçek, o nedenle yalnız ve bireysel diye başladım cevap vermeye. Tek başına gülmek zor, onu başarmak maharet. Ortak paydada buluştuğumuz bir Bizimkiler dizisi yok artık, keşke olsa…

Miray Karabulut ve Mine Özgüle’nin yazdığı bu hikâyede sizi ilk heyecanlandıran ne oldu?
İkisi de sosyal medyadan takip ettiğim isimlerdi, mizahlarını çok seviyordum ama dizi bambaşka bir şey tabii. Yazdıkları pilot bölümü birlikte çalışıp geliştirdik. Öncelikle çalışmaya, öğrenmeye bu kadar hevesli yeni yazarlar olması beni çok heyecanlandırdı. Miray ve Mine ile hayata aynı yerden baktığı- mızı, ortak hevesimizi, ortak mizah anlayışımız görünce çok mutlu oldum. Birlikte gülüyoruz, kendimizle de dalga geçebiliyoruz, bu büyük lüks.
Sosyal medya çıkışlı iki yaratıcı ismin hikâyesini diziye dönüştürmek size riskli mi yoksa heyecan verici mi geldi?
Elbette büyük risk ama yapımcı risk alır zaten, o riski azaltmak için de elinden geleni yapmalıdır. Risk almayı severim, o beni heyecanlandırır, kaostan besleniyorum 🙂
Her Şey Mümkün klasik sitcom yapısından daha dağınık, daha gerçek ve daha absürt bir yerde duruyor. Bu tonu ilk okuduğunuzda ne hissettiniz?
Sitcom diyemeyiz tam olarak. En çok ilgilendiğim kısmı çevremizde olan herkes var dizide, aile, yakın arkadaş, o yakın arkadaşın bize çok uzak sevgilisi gibi. Kendimi de yakaladığım bazı durumları birinin yazması beni çok güldürüyor, kalınan durumlar, tespitler de şahane.
Dijital platformlar komedi anlatısını sizce özgürleştirdi mi? TOD’da bu hikâyeyi anlatabilmek projeye nasıl katkı sağladı?
Çok çeşitlilik var diyemeyiz platformlarda, iki üç komedi dizisi dışında aklınızda kalan bir şey var mı? Oysa birçok proje hayata geçti ama isimlerini bile bilmiyoruz çoğunun. VİZYON yazmak istiyorum 🙂 TOD benim çok rahat çalıştığım, Var Bunlar’la başlayan yolculuğumuzu devam ettirdiğimiz, yapmak istediğim şeyleri anlattığımda anlayan, hızlıca yön veren bir platform, kendileriyle çalışmaktan ve yol arkadaşı olmaktan çok memnunum.
Bugün seyirciyi güldürmek mi daha zor yoksa gerçekten ilişki kurabilecekleri bir hikâye anlatmak mı?
Güldürmek çok zor. Seyircinin ilişki kurabileceği hikâye bulunabilir haberleri izledikten sonra, herhangi bir drama zaten aşağı yukarı o haberlerde gördüğümüz şeylerin daha uzun versiyonu gibi. Alışkanlık, bağ kurmayı kolaylaştırıyor, aşina olunuyor artık en sert hikâyelere. Ama bu kadar hoyrat yaşanan bir zamanda kahkaha attırmak, tebessüm ettirmek gerçekten çok zor.

Dizide iki kadın karakterin birbirini hem destekleyip hem sürekli birbiriyle çatışması çok gerçek bir yerde duruyor. Sizce izleyici en çok bu samimiyetle mi bağ kuracak?
İki yakın arkadaş, zıt karakterler, üçüncü kişilere karşı anında birlik olmaları çok tatlı ve evet, çok samimi, çok gerçek.
Uygulayıcı yapımcı olarak yıllarca birçok güçlü komedi projesinde yer aldınız. Bir projeye “bu iş tutar” hissini veren şey nedir?
Okur okumaz gözümde oyuncular canlanır, nasıl tonlar bunu, nasıl oynar diye… Cast yaparken de okumalarımı oyuncunun sesiyle hayal ederim, yüzüyle, gözüyle. Aynı cümleyi on kişiye söyletin, birine gülersiniz ya da o biri, sizi hüzünlendirir. Ben o birinin peşindeyim. Okurken heyecanlanıyorsam, hemen aklıma cast geliyorsa bu iş tutar diyorum.
Müzik geçmişinizin yapımcılık refleksinize etkisi olduğunu düşünüyor musunuz özellikle ritim ve tempo konusunda?
Hiç düşünmedim bunu ama işin matematik ve ritim kısmı, enteresan bir bağ olabilir gerçekten, bunun üzerinde biraz düşüneceğim. Hoş, benim yaptığım müzik pek tempolu ve neşeli değil ama ben hep bir temponun, matematiğin içindeyim. 🙂
Sosyal medya çağında mizah çok hızlı tüketiliyor. Sizce Her Şey Mümkün’ün izleyicide kalıcı olabilecek tarafı nedir?
Çok slogan cümleleri var, tespitleri bazen düşünüp bulamadığımız ve duyduğumuzda “Hah, işte tam da bu!” diyebileceğimiz türden.
Bu projeye baktığınızda seyircinin diziden sonra yanında götürmesini istediğiniz duygu ne olurdu?
“Yalnız değilim. Benim gibi birileri daha var, rahatladım.”
Miray Karabulut, ‘Her Şey Mümkün’ü Anlatıyor
Mine Özgüle, ‘Her Şey Mümkün’ü Anlatıyor
Yönetmen Arif Gökdeniz Uslu, ‘Her Şey Mümkün’ü Anlatıyor
