63. Antalya Altın Portakal Film Festivali: ‘Taş ve Tüy’, ‘Artakalan’ ve Ulusal Sinemamızın Hali

Orçun Onat Demiröz
Orçun Onat Demiröz
Lisans öğrenimini 2010 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinde tamamladı. Akabinde yüksek lisans için Viyana’ya gitti ve 4 yıl kadar Avusturya’da yaşadı. 2015 yılında Türkiye’ye döndü ve...
10 dakikalık okuma

Antalya Altın Portakal Film Festivali, Türkiye’nin en eski ve en uzun soluklu film festivali. İlk olarak 1964’te düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivali, ulusal sinemamızın ve sinema endüstrimizin de kültürel öncüsü konumunda. 2005’ten beri programına eklenen uluslararası yarışma kategorisiyle de adından bahsettiren festival, aynı zamanda uluslararası bir köprü ve buluşma noktası görevine sahip.

Ancak Antalya Altın Portakal Film Festivali, son yıllarda festival kapsamında yaşanan skandallarla, kuruluş amacından uzaklaşan mantalitesiyle ve sansür mekanizmalarıyla gündemde. Örneğin; 2 yıl önce LGBTİ+ temalı filmlere uygulanan sansürün ön jüri tarafından açıkça belirtilmesi, itiraf edilmesi hâlâ zihinlerde. Hatta bu olay yüzünden festivali hâlâ boykot eden birçok sinemacı, sektör profesyoneli ve yazar bulunuyor. Festival yönetimi geçen yıldan beri festivalin imajını ve itibarını temize çekmeye çalışsa da tartışmaya açık benzer olaylar yaşanıyor.

63. Antalya Altın Portakal Film Festivali: 'Taş ve Tüy', 'Artakalan' ve Ulusal Sinemamızın Hali

Antalya Film Forum Tartışmaları ve Altı Boş Türkiye Portreleri

Antalya Altın Portakal Film Festivali, bünyesinde barındırdığı “Antalya Film Forum” platformuyla da önemli bir role sahip. Bu platform bağımsız sinemacıları destekliyor, genç ve potansiyelli sinemacılara yönelik fonlama, ortak yapım, projelendirme çalışmaları yapılıyor.

Fakat bu yıl Antalya Film Forum daha festival başlamadan gündem oldu. Özellikle başvuru ve değerlendirme aşamasındaki süreç, sinema endüstrisi içinde büyük bir tepki çekti.  Başvuru havuzunda bulunan projelerin tanıtım videolarının ön jüri tarafından izlenmediğinin ortaya çıkması değerlendirme kriterlerine yönelik büyük bir soru işareti yarattı. Bununla birlikte forumda yapılan sunumların kapalı hale getirilmesi de şeffaflığa ve eşitliğe yönelik başka bir tartışma konusu oldu. Önceki yıllarda Zeynep Atakan gibi film yapımcılarının yürüttüğü platform, yeni sinemacılar nezdinde daha işlevsel ve amaca yönelikti. 

Öte yandan bu yılki ulusal yarışma son dönemlerdeki en zayıf film seçkisine sahipti. Festival boyunca ulusal seçkiye nasıl dahil olduğuna anlam veremediğimiz birçok film izledik, sinema yazarları ve film eleştirmenleri olarak hararetli konuşmalar yaptık. Ulusal sinemamız uzun bir süredir tekrara dayalı anlatılar, şematik formüller, birbirinden kopya çeken temalar ve yenilikten uzak bir paradigma içerisinde debelenip duruyor, büyük bir varoluş krizi yaşıyor.

Elbette aradan sıyrılan yetenekli yeni nesil yönetmenler ve farklı isimler var ama genel eğilime baktığımızda bağımsız sinemamızın hali içler acısı. Bu sorunsalı da öncelikli olarak senaryo yazarlığı, dramatik yapılar, hikaye anlatımlarındaki tıkanıklık,  biçimsel özellikler olarak ele almak gerekiyor. Bunu yaratan en büyük sebeplerin ise günümüz politik konjonktürüne, toplumsal gerçekliğine, sınıf hareketliliğine uzak bakış açıları, apolitik eylemsizlik ve sansür ya da otosansür düzeneği olduğunun altını çizmek gerekiyor.  

63. Antalya Altın Portakal Film Festivali: 'Taş ve Tüy', 'Artakalan' ve Ulusal Sinemamızın Hali

Tabii bir yanda da işin fon bulma ve üretim araçları ile ilgili boyutu var. Türkiye’deki hiperenflasyonist ekonomik kriz ortamını göz önünde bulundurunca film yapmak her geçen gün zorlaşıyor, bunu kabul etmek gerekiyor. Ancak Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin bu yılki ulusal seçkisinde yer alan TRT destekli filmlere baktığımızda bazı konular daha da görünür hale geliyor.

Örneğin; TRT destekli filmlerde yoksulluğa, yoksunluğa ve acıya ilişkin bir Türkiye portresi var. Fakat bu Türkiye portresinin politik altyapısı o kadar boş ki… Kurulan herhangi bir neden sonuç ilişkisi yok. Sanki bu noktaya öylece kendiliğinden gelivermişiz ve bunun siyasi hiçbir açılımı yok gibi. Ayrıca işin bir de yaratıcı bağımsızlık kısmı var. Filmlerini bu fonlarla, desteklerle yapan yönetmenler, senaristler yaratıcı anlamda ne kadar bağımsız, ne kadar özgür, sansürden ve dayatılan kültür politikalarından ne kadar uzak?

Doğrusu sinemamızın geleceği açısından bu meseleleri yoğun şekilde konuşmamız ve yapıcı eleştiriler dahilinde tartışmamız gerektiğini düşünüyorum. Buradan festivalin kazananlarına geçebilirim.

Altın Portakal’ın Kazananları ve Öne Çıkanları

63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin “Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması” bölümünde toplamda 12 yapım yarıştı. Jüri başkanlığını Derviş Zaim’in üstlendiği ulusal yarışmada Aylin Zoi Tinel, Elif Demoğlu, Fatih Artman, Meryem Uzerli, Sırma Bradley ve Gökhan Kırdar jüri üyesi olarak görev yaptı.

Ragıp Türk’ün ilk uzun metrajı Taş ve Tüy festivalden 6 ödülle ayrıldı. Taş ve Tüy; “En İyi Film” yanı sıra “En İyi Senaryo”, “Film-Yön En İyi Yönetmen”, “En İyi Kurgu”, “Cahide Sonku Ödülü” (Melda Tuzluca) ve “Sungu Çapan Ulusal Sinema Yazarları” ödüllerinin sahibi oldu.

Yeşim Ustaoğlu ise yeni filmi Artakalan ile “En İyi Yönetmen” ödülünü kucakladı. Artakalan aynı zamanda “En İyi Sanat Yönetmeni”, “En İyi Görüntü Yönetmeni” ödüllerinin de sahibi oldu. Filmin başrol oyuncularından Öykü Karayel de “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü kazandı. Öykü Karayel ödülünü alırken özgürlük vurgusu yaptı ve ödülünü haksız yere içeride olanlara adadı. Bu da festivalin kapanışındaki önemli anlardan biriydi.  

63. Antalya Altın Portakal Film Festivali: 'Taş ve Tüy', 'Artakalan' ve Ulusal Sinemamızın Hali

Bununla birlikte “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü Hakikatin Ölümü filmindeki rolleriyle Mert Fırat ve Mehmet Günsür paylaştı. “Dr. Avni Tolunay Jüri Özel” ödülü ise Emir Ziyalar’ın Kadim Mavi filmine gitti.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jüri Başkanı Derviş Zaim de kapanışta yaptığı konuşmada sinemanın yalnızca bir eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda toplumsal olayları yansıtan, dert edinen ve kitleleri harekete geçirme gücü olan güçlü bir öz olduğunu belirtti.

Benim için festivalin öne çıkan filmleri ise şu şekildeydi, kısaca bahsedeyim.

Taş ve Tüy – Ragıp Türk

63. Antalya Altın Portakal Film Festivali: 'Taş ve Tüy', 'Artakalan' ve Ulusal Sinemamızın Hali

Doğrusunu söylemem gerekirse Taş ve Tüy‘ün “En İyi Film” ödülünü almasına çok sevindim. Bu yılki seçki sinemasal nitelik anlamında gerçekten çok kötüydü ama festivali takip eden arkadaşlarla konuşurken hep Taş ve Tüy‘ün üzerinde duruyordum.

Filmin yönetmeni Ragıp Türk’ün çok güzel, sinemaya adanmış bir hikayesi var. Bu filmi yapabilmek için elinde hiçbir şey olmadan, en dipten başlamış birisi. Hatta hikâyesinin başlangıcında da Yeşim Ustaoğlu var. Yeşim Ustaoğlu’nun setinde şans eseri çalışmaya başlıyor ve o sette yönetmen olmaya karar veriyor. Aradan geçen onlarca setten ve uzun yıllardan sonra ise ilk uzun metrajını yapıyor. Üstüne de kendisine ilham veren Yeşim Ustaoğlu ile aynı yarışmada yer alıyor, En İyi Film ödülünü kazanıyor. Hayat gerçekten de harika sürprizlerle dolu.

Dolayısıyla Ragıp Türk’ün ilk uzun metrajı çok kıymetli. Sınıfsal bir anlatıyı çok doğru bir düzlemden anlatıyor, sistemsel bir eleştiri sunuyor. Türkiye gerçekliğini, yoksulluğu ve devlet terörünü sömürüye kaçmadan gösteriyor. Kocasını yaralamaktan dolayı ceza alan ve 10 yaşındaki oğlu Uğur’u kurtarmaya çalışan genç kadın Nazire’yi canlandıran Melda Tuzluca da performansıyla dikkat çekiyor.

Artakalan – Yeşim Ustaoğlu

63. Antalya Altın Portakal Film Festivali: 'Taş ve Tüy', 'Artakalan' ve Ulusal Sinemamızın Hali

Yeşim Ustaoğlu’nun yeni filmi Artakalan, festivalin merak edilen yapımlarının başında geliyordu. Güneşe Yolculuk, Bulutları Beklerken, Pandora’nın Kutusu gibi filmleriyle iz bırakan bir yönetmen olan Yeşim Ustaoğlu’nun bir önceki uzun metrajı Tereddüt‘ün üzerinden 10 yıl geçti. Dolayısıyla dünya prömiyerini San Sebastian Film Festivali’nde gerçekleştiren yeni filmi Artakalan için meraklı bir bekleyiş vardı.

Başrollerinde Öykü Karayel ve Metin Akdülger’in yer aldığı Artakalan, İstanbul’da yaşayan  sanatçı, bohem bir çiftin yaşadığı varoluş krizi ve yabancılaşma üzerine. Bir yanıyla Joachim Trier filmlerini anımsatan Artakalan, aynı zamanda bir yol filmi. Tükenmiş, sıkışmış ve kendi sesini arayan bir çiftin çatallanan yolunu ele alan yapım, içeriden dışarıya doğru akarak bir ruh halini betimliyor. Geçmişle yüzleşme cesareti ve harekete geçebilme becerisi de bu ruh halini tamamlıyor.

Ancak yukarıdaki bölümlerde bahsettiğim üzere Artakalan‘ın en büyük zaafı oturduğu sosyopolitik düzlem. Ana karakterlerinin buhranını, üretim sıkıntısını ve huzursuzluğunu derinleştiremiyor, alt sınıflara yakınsayan orta sınıfın kaygılarını, depresyonunu tam olarak aktaramıyor. Yine de filmin rejisinin, görüntü yönetiminin ve ses miksajının çok iyi olduğunu belirtmem gerekiyor. Ayrıca festival esnasında Yeşim Ustaoğlu ile bir röportaj gerçekleştirdim, o da yakında Episode Dergi’de.

Minotaur – Andrey Zvyagintsev

63. Antalya Altın Portakal Film Festivali: 'Taş ve Tüy', 'Artakalan' ve Ulusal Sinemamızın Hali

Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde izlediğim en iyi yapım, çağdaş Rus sinemasının ustası Andrey Zvyagintsev’in yeni filmi Minotaur oldu. Minotaur “Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması” kategorisinde “Jüri Özel Ödülü”nü kazandı.

Loveless‘dan yaklaşık 10 yıl sonra yeni bir Zvyagintsev filmi izlemek de bir arınma sundu. Pandemi zamanında aylarca komada kalmıştı ve ölümden dönmüştü, iyi ki de dönmüş. Minotaur; Zvyagintsev’in birey, aile ve devlet üçgenindeki sinemasının temel özelliklerini yansıtan bir film. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın gölgesinde geçen anlatısal yapı, Putin iktidarının baskı mekanizmasının yol açtığı toplumsal çözülmeyi ve ahlaki belirsizliği odağına alıyor.

Zaten Zvyagintsev filmlerinde aileinin karanlık yüzü ve modern toplumdaki yabancılaşma en soğuk, en şekilde yüze çarpan temalardır. Bu filminde de kamerasını savaşın yarattığı buhrana ve bir ailenin mikro ölçekteki yaşantısına çeviriyor. Leviathan filminde devletin kurumsal gücü karşısında çaresizleşen bireyi ve adaletin nasıl büküldüğünü anlatmıştı.

Minotaur‘da da sınıfsal bir ayrım üzerinden Putin’i besleyen oligark düzenini ve militarizm ile ortak olunan suçu incelikli şekilde işliyor. Bu yozlaşmış sistemdeki ortaklık devam ettiği sürece ise işlenen suç önemsizleşiyor ve karşılıksız kalıyor.

Öte yandan filmin metaforik simgeleri insanın içindeki hayvani dürtüler, bastırılmış korkular ve aşılması gereken büyük engeller ile ilintili. Filmin alt metnindeki mitik bağlam ise Atina ile Girit arasındaki kanlı boyun eğdirme politikasını ve “Minotaurus” yaratığına verilen kurbanları sembolize ediyor. Zvyagintsev’in Andrei Tarkovsky’i takip eden uzun planları, ölçülü kamera hareketleri, geniş ve soğuk manzaraları da yine kendine hayran bırakıyor.

Sonuç olarak Minotaur, hem politik hem de mitik bağlamları ile yılın en iyi filmlerinden biri olarak karşımızda duruyor. Bakarsınız bir de Andrey Zvyagintsev röportajı yaparım.

63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’ni bu şekilde kapattık, önümüzdeki yıl görüşmek üzere!

Bu içeriği paylaş
Lisans öğrenimini 2010 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinde tamamladı. Akabinde yüksek lisans için Viyana’ya gitti ve 4 yıl kadar Avusturya’da yaşadı. 2015 yılında Türkiye’ye döndü ve çeşitli kültür/sanat dergilerinde, eklerde, bloglarda yazarlık yaptı. Aynı zamanda birçok ajansta da metin ve içerik yazarı olarak çalıştı. Hayatına yazar, yorumcu ve DJ olarak devam ediyor.

Episode Dergi

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Üyelik Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası metinlerini okudum ve onaylıyorum.

Son Bölümlerimiz...

Podcast

Kritik Eşik – 58: Yabani

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Yabani dizisini konuşuyor.

LISTEN
58. Bölüm
Süre: 7:13

Kritik Eşik – 57: Kirli Sepeti

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Kirli Sepeti'ni konuşuyor.

LISTEN
57. Bölüm
Süre: 11:21

Kritik Eşik – 56: Dilek Taşı

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Dilek Taşı dizisini konuşuyor.

LISTEN
56. Bölüm
Süre: 15:36

Kritik Eşik – 55: Bambaşka Biri

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Bambaşka Biri dizisini konuşuyor.

LISTEN
55. Bölüm
Süre: 19:07

Kritik Eşik – 54: Aile ve Adım Farah Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Aile ve Adım Farah'ı konuşuyor.

LISTEN
54. Bölüm
Süre: 18:18

Kritik Eşik – 53: Ömer ve Yargı Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Ömer ve Yargı dizilerinin yeni sezonları.

LISTEN
53. Bölüm
Süre: 19:30

Son Bölümlerimiz...

Video

Episode TV’nin Sevilen Programı ‘Oben Budak’la Falan Filan’ Yeni Bölümüyle Yayında

Episode TV’nin sevilen programlarından Oben Budak'la Falan Filan heyecan verici yeni bölümüyle…

‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’nin Yeni Bölümünde Mutluluk Konuşuldu

Episode TV'nin sevilen programlarından Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi'nin 4. bölümü, 8…

Episode TV’nin ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Programının 3. Bölümü Yayınlandı

Bugün yayınlanan Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi 3. bölümünde "Nikahta Keramet Var…

Episode TV’den ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Kendine Has Üslubuyla Devam Ediyor

Episode Dergi YouTube kanalı Episode TV’nin yeni içeriklerinden Deniz Tezuysal ile Kesin…

Mehmet Kurtuluş Episode’a Konuştu

Kurz und schmerzlos (1998), Im Juli (2000), Gegen die Wand (2004) gibi…

Popüler İçerikler

Ömer Faruk Sorak

Ru!, Ekim sayımızda bu kez Ömer Faruk Sorak'ı konu ediniyor. Ömer Faruk…

Ru!
Tarafından
Ru!

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!
E-Bülten'imize Abone Olun!

Çok Okunanlar

Dizilerde Dil, Sınıf ve Kimlik: Bir Karakteri Konuşmasından Tanımak

Aleyna Alkan, Ekim sayımızda dizilerdeki dil kullanımına baktı. İyi yazılmış bir dizide…

Aleyna Alkan
Tarafından
Dizi dünyasının tek adresi: Episode Gelişmeleri takip etmek için yeni sayıyı okumayı unutmayın!