Yasin Şefik, Ağustos sayımızda Altı Üstü İstanbul karakterlerinin makyajlarını inceledi.
Televizyon dizilerinde makyaj çoğu zaman yalnızca oyuncunun kamera karşısında iyi görünmesini sağlayan bir hazırlık olarak düşünülüyor. Oysa iyi tasarlanmış bir karakter makyajı, oyuncunun yüzüne uygulanan renklerden çok daha fazlasını anlatır. Yaşanmışlıkları, ekonomik koşulları, sosyal çevreyi, özgüveni, kırılganlığı ve hatta karakterin kendisinden sakladığı duyguları bile seyirciye sessizce aktarabilir.
Altı Üstü İstanbul da bu açıdan ilginç bir görsel dünya kuruyor. Dizi; aynı şehirde birbirinden oldukça farklı hayatlara sahip karakterleri yan yana getirirken kadın karakterlerin makyajlarında da bu ayrımı hissettiriyor. Burada dikkatimi çeken en önemli nokta ise makyajların birbirinden farklı olmasına rağmen hiçbirinin hikâyenin önüne geçmemesi.
Nihal’in kontrollü doğallığı, Fahriye’nin hayatın içinden gelen sıcaklığı, Zehra’nın fedakâr ve yorulmuş yüzü, Naz’ın şehirli ve bakımlı görünümü ve Pamuk’un geleneksel çizgileri… Beş karakter, beş farklı makyaj dili.
YÜSRA GEYİK – NİHAL CANKAYA
“KONTROLLÜ DOĞALLIK VE İÇERİDE TUTULAN DUYGULAR”

Nihal, ailesinin yükünü omuzlayan, duyguları ile mantığı arasında sıkışmış bir kadın. Bu karakterin makyajında da benzer bir kontrol hissi görüyorum.
Nihal’in makyajı ilk bakışta oldukça doğal. Fakat bu doğallık, “hiç makyaj yapılmamış” bir görüntü değil. Tam tersine, kamera karşısında doğal görünmek için yapılan kontrollü bir uygulama söz konusu.
Cilt: Kusursuz değil, sağlıklı
Nihal’de cildin tamamen porselenleştirilmesinden kaçınılması karakter açısından çok doğru bir tercih. Daha çok skin-like yani cildin kendi dokusunu koruyan bir ten görünümü öne çıkıyor.
Fondötenin yüzü tamamen kapatmak yerine cilt tonunu eşitlemesi, karakterin hayatın içinde yaşayan bir kadın olduğunu hissettiriyor.
Burada özellikle sevdiğim şey, cildin aşırı matlaştırılmaması. Hafif satin bir bitiş, yüzün canlı kalmasını sağlıyor.
Gözler: Bakışların ağırlığı
Nihal’in göz makyajında sert siyah çizgiler yerine kahve ve taupe tonlarının tercih edilmesi karakterin ruhuna daha uygun.
Kirpik diplerinde uygulanan soft tightlining bakışları belirginleştirirken gözün doğal formunu değiştirmiyor. Maskara da gözleri dramatize etmekten çok kirpikleri toparlayan bir noktada duruyor.
Bu detay önemli çünkü Nihal’in makyajının amacı “gözleri büyütmek” değil, bakışların taşıdığı duyguyu güçlendirmek.
Kaşlar: Kontrolün göstergesi
Kaşlarda belirgin ama doğal bir form görüyoruz. Fazla bloklaştırılmış veya grafik bir kaş yerine, yüzün karakteristik yapısını koruyan kontrollü bir uygulama tercih edilmiş.
Bu da Nihal’in kişiliğiyle örtüşüyor: Her şeyi kontrol etmeye çalışan fakat kendi hayatındaki duygusal karmaşayı kontrol etmekte zorlanan bir kadın.
Dudaklar: Sessiz renkler
Dudaklarda doğal pembe, gül kurusu ve nude ailesi karakterin genel estetiğini tamamlıyor.
Nihal’in dudakları hiçbir zaman makyajın ilk baktığımız noktası olmuyor. Çünkü karakterin anlatılması gereken yeri dudakları değil, bakışları.
Nihal’in makyajını benim için tanımlayan üç kelime:
Doğal – kontrollü – duygusal.
ÖYKÜ GÜRMAN – FAHRİYE TOPRAK
“HAYATIN İÇİNDEN GELEN GÜZELLİK”

Fahriye karakterinde makyajın çok daha farklı bir hikâyesi var. Kızını tek başına büyüten ve hayatını çalışarak sürdüren Fahriye’nin geçmişinde pavyonlarda şarkı söylemek de var. Dolayısıyla bu karakterin makyajında iki farklı kadın kimliğinin aynı yüzde buluşması gerekiyor.
Bir tarafta günlük hayatın yorulmuş, mücadele eden annesi; diğer tarafta sahneye çıktığında kendine başka bir kimlik kazanan kadın.
İşte makyaj tasarımını benim için ilginç yapan da tam olarak bu.
Günlük Fahriye: Sıcak ve yaşanmış
Fahriye’nin günlük görünümünde ten makyajının fazla kusursuzlaştırılmaması karakterin hayatıyla çok uyumlu.
Ciltte sıcak alt tonların korunması, hafif bronzlaşmış görünüm ve yanaklarda doğal sıcaklık karakteri daha ulaşılabilir hale getiriyor.
Burada soğuk kontürler yerine warm sculpting yaklaşımının daha doğru olduğunu düşünüyorum. Çünkü Fahriye’nin dünyası steril ve mesafeli değil; sıcak, kalabalık ve hayatın tam ortasında.
Gözler: Kadınsı ama ağır değil
Fahriye’de kahve, bronz ve sıcak toprak tonları çok doğal çalışıyor.
Gözlerin dış köşesine doğru yoğunlaşan gölgeler, bakışlara hafif bir derinlik verirken karakteri olduğundan daha genç veya daha “glamorous” göstermeye çalışmıyor.
Bu çok önemli.
Çünkü Fahriye’nin güzelliğini makyaj yaratmıyor; makyaj zaten var olan güzelliğin hayat tarafından şekillenmiş halini gösteriyor.
Dudaklar: Gül kurusu ve sıcak nude
Fahriye’de soğuk pembe veya çok açık nude tonlar yerine daha sıcak gül kurusu, terracotta ve kahve-pembe ailesi karakterin teniyle daha bütünleşiyor.
Özellikle sahne kimliğine yaklaştığında dudak renginin biraz daha belirginleşmesi, karakterin “Fahriye” ile “sahnedeki kadın” arasındaki geçişini anlatabilecek güçlü bir araç.
Fahriye’nin makyajında en sevdiğim fikir şu:
Makyaj onu değiştirmiyor; yaşadıklarını yüzünde görünür kılıyor.
NEHİR ERDOĞAN – ZEHRA CANKAYA
“FEDAKÂRLIĞIN YÜZDEKİ KARŞILIĞI”

Zehra, ailesini bir arada tutmaya çalışan, büyük bir acının ardından hayatını yeniden kurmaya çalışan bir anne.
Bu nedenle Zehra’nın makyajında en önemli kelime bence ölçülülük.
Çünkü bu karakterin hayatında gösterişe ayrılacak çok fazla alan yok.
Ten: Gerçekçilik ön planda
Zehra’nın cilt makyajında doğal dokunun korunması karakterin sosyal konumunu destekliyor.
Tenin fazla aydınlatılmaması ve yoğun kontürle şekillendirilmemesi, karakteri daha gerçek ve mahalle hayatının içine ait gösteriyor.
Ciltte hafif mat-satin bir bitiş kullanılması da özellikle dramatik sahnelerde çok işe yarıyor.
Çünkü yoğun ışıltılı bir cilt, karakterin taşıdığı ağırlığı hafifletebilir.
Gözler: Yorgunluğu güzelleştirmeden anlatmak
Zehra’da göz çevresinin tamamen kapatılıp kusursuzlaştırılması yerine, hafif gölgelerin korunması karakterin yaşadığı duygusal yükü destekliyor.
Gözlerde kahve tonları, çok ince eyeliner veya kirpik diplerini belirginleştiren bir uygulama yeterli.
Burada amaç “smokey eye” yapmak değil.
Amaç bakışın derinliğini artırmak.
Yanaklar: Hayatın verdiği renk
Zehra’nın yanaklarında çok belirgin bir allık yerine, ciltle bütünleşen doğal bir pembe kullanımı karakterin sıcaklığını destekliyor.
Bu, özellikle annelik duygusunu daha görünür hale getiriyor.
Dudaklar: Fazla tanımlanmamış
Dudaklarda dudak kaleminin çok keskin bir çerçeve oluşturmaması, daha yumuşak nude-pembe ve gül kurusu tonlarının kullanılması karakterin doğal görüntüsünü koruyor.
Zehra’nın makyajı seyirciye şunu söylüyor:
“Ben güzel görünmek için değil, hayatı devam ettirmek için buradayım.”
Ve bence bu karakter için makyajın en doğru yaklaşımı da tam olarak bu.
ELÇİN ZEHRA İREM – NAZ BAŞER
“ŞEHİRLİ GÜZELLİK VE KUSURSUZLUĞUN MASKESİ”

Naz, diğer kadın karakterlerden belirgin şekilde farklı bir dünyaya ait. Zenginlik içinde büyümüş, iyi niyetli ve bakımlı bir genç kadın olarak karşımıza çıkıyor.
Bu nedenle Naz’ın makyajında daha rafine, daha güncel ve daha kontrollü bir güzellik dili görüyoruz.
Naz’ın görsel dünyası, dizideki sınıfsal farklılıkları anlatmak açısından özellikle önemli.
Ten: Işıltılı ama yağlı değil
Naz’da daha aydınlık, sağlıklı ve bakımlı bir cilt görünümü tercih edilmesi karakterin yaşam tarzını destekliyor.
Burada luminous skin ile oily skin arasındaki çizgi çok önemli. Cilt parlak görünmeli ama kontrolsüz değil.
Burun kenarları ve alın gibi bölgelerde parlaklığın kontrol altında tutulması, elmacık kemiklerinde ise daha doğal bir ışık bırakılması modern kamera makyajı açısından çok doğru.
Gözler: Genç ve rafine
Naz’ın göz makyajında kahve, taupe ve yumuşak nude tonları oldukça etkili.
Siyah ve ağır bir smokey eye yerine gözün şeklini takip eden, dış köşeyi hafifçe uzatan uygulamalar karaktere daha sofistike bir görünüm veriyor.
Kirpiklerde de yoğunluk var ama dramatik bir sahne makyajı seviyesinde değil. Çünkü Naz’ın gençliği ve doğal güzelliği zaten karakterin en önemli görsel avantajlarından biri.
Kaşlar: “Perfect but effortless”
Naz’da kaşların daha düzgün, daha taranmış ve yüzün simetrisini destekleyen bir formda olması sosyal çevresinin bir göstergesi gibi okunabilir.
Bu, “çok makyaj yapan kız” görüntüsü değil. Daha çok bakımlı olmayı hayatının doğal bir parçası haline getirmiş kadın görüntüsü.
Dudaklar: Nude’un daha sofistike hali
Naz’ın dudaklarında dudak kalemi kullanımı özellikle önemli. Dudak çizgisini biraz daha netleştiren nude-pembe, rose beige ve doğal pembe tonları karakterin genç ama şehirli görünümünü tamamlıyor.
Bazı sahnelerde kırmızıya yaklaşan daha belirgin dudak tonları kullanılması da Naz’ın sosyal ortamına ve özgüvenine gönderme yapabilecek bir detay.
Naz’ın makyajının ana fikri:
Bakımlı, genç, şehirli ve kontrollü.
Ancak karakterin hikâyesi ilerledikçe bu kusursuz görüntünün altında başka gerçeklerin ortaya çıkması, makyaj açısından da çok güçlü bir dönüşüm alanı yaratıyor.
Çünkü bazen en kusursuz yüz, en çok şeyi saklayan yüzdür.
SACİDE TAŞANER – PAMUK CANKAYA
“GELENEKSEL GÜZELLİĞİN GÜÇLÜ YÜZÜ”

Pamuk Cankaya, ailenin geleneklerini ve köklerini temsil eden, güçlü ve çıkarlarını korumaktan çekinmeyen bir kadın. Dizinin resmi karakter tanımında da onun geleneklerine bağlı ve kontrolü seven yapısı özellikle vurgulanıyor.
Bu karakterde makyajın gençleştirmek yerine yaşı ve deneyimi onurlandırması gerektiğini düşünüyorum.
Ten: Cilt dokusunu saklamamak
Pamuk’ta en doğru yaklaşımın, yüksek kapatıcılıkla cildi porselenleştirmek olmadığını düşünüyorum.
Olgun ciltlerde fazla ürün ve fazla pudra, kamera karşısında doğal olmayan bir sonuç yaratabilir.
Bu nedenle daha ince katmanlarla çalışılmış, satin-mat arası bir ten görünümü karakterin yaşını ve deneyimini korurken oyuncunun yüzünü de canlı tutuyor.
Kontür: Yapısal fakat görünmez
Pamuk’un yüzünde kontürün amacı genç görünmek değil; yüzün yapısını kamera ışığında korumak.
Bu nedenle soğuk ve sert kontürlerden ziyade doğal gölge tonları daha doğru.
Özellikle elmacık kemiği altı ve çene hattında kontrollü gölgelendirme, karakterin güçlü yüz ifadesini destekliyor.
Gözler: Tecrübenin bakışı
Pamuk’un göz makyajında kahve, taupe ve toprak tonları karakterin geleneksel tarafıyla uyumlu.
Eyeliner’ın çok grafik ve modern bir form yerine daha yumuşak uygulanması, göz çevresini sertleştirmeden bakışa ağırlık veriyor.
Maskara ise gözleri açıyor fakat karakteri genç bir kadın estetiğine taşımıyor.
Burada makyajın amacı gençlik değil, otorite.
Dudaklar: Karakterin imzası
Pamuk’ta gül kurusu, kahve-pembe, mürdümün yumuşak tonları veya sıcak kırmızı ailesi güçlü sonuç verir.
Dudak renginin diğer karakterlere göre biraz daha belirgin olması da karakterin yaş, deneyim ve otorite hissini destekliyor.
Pamuk’un makyajında en önemli nokta ise şu:
Yaşı gizlememek.
Çünkü Pamuk’un yüzündeki çizgiler onun hikâyesinin bir parçası. Onları tamamen yok etmek karakterin taşıdığı hayat tecrübesini de yok etmek anlamına gelebilir.
BEŞ KADIN, BEŞ FARKLI MAKYAJ DİLİ
Altı Üstü İstanbul’un kadın karakterlerine baktığımda aslında makyajın dizide görünmez bir sınıf haritası oluşturduğunu düşünüyorum.
Nihal, hayatın sorumluluğunu taşıyan ama duygularını kontrol etmeye çalışan kadın.
Fahriye, hayatın içinden gelen ve güzelliğini yaşanmışlıklarıyla birlikte taşıyan anne.
Zehra, ailesi için kendi ihtiyaçlarını geri plana atan, yorgun ama güçlü kadın.
Naz, konforlu bir dünyada yetişmiş, bakımlı ve kusursuz görünmeye alışmış genç kadın.
Pamuk ise geçmişin, geleneklerin ve aile üzerindeki otoritenin temsilcisi.
Ve bence dizinin makyaj tasarımındaki en başarılı nokta tam olarak burada:
Hiçbir karakter diğerinin makyajını taşımıyor.
Aynı fondöten, aynı allık, aynı kaş, aynı dudak rengi üzerinden ilerleyen tek tip bir güzellik anlayışı yerine karakterin yaşadığı hayat makyajın estetiğini belirliyor.
Bir makyaj sanatçısı olarak benim için iyi karakter makyajı tam olarak budur.
Çünkü kamera karşısında güzel görünen bir yüz yaratmak teknik olarak mümkündür.
Ama o yüzün neden öyle göründüğünü seyirciye hissettirebilmek makyajı sanat haline getirir.
Altı Üstü İstanbul’da kadınların yüzlerine baktığımızda yalnızca makyaj değil, yaşadıkları hayatın izlerini de görüyoruz.
Ve bazen bir karakterin hikâyesini anlamak için repliğini duymamıza bile gerek kalmıyor.
Yüzü zaten konuşuyor.