NEM Dubrovnik 2026 sayımız için Çirkin dizisinde Engin karakterine can veren Baran Bölükbaşı’yla konuştuk.
Engin, güçlü bir ailenin içinde büyümüş ama o gücün içinde kendine yer açmakta zorlanan bir karakter. Siz Engin’le ilk karşılaştığınızda onu nasıl tanımladınız?
Güç, Engin’in alışık olduğu bir şey o yüzden onu görmezden geliyor. Zaafları var. Kalbi temiz. Gücü kullanmayı bilmiyor belki. Belki hayata en motive olduğu zamanlarda gereken ilgi ona gösterilmedi.
Engin’in hayatında en belirleyici şeylerden biri babasının gölgesi gibi… Bu baskı sizce karakteri nasıl şekillendiriyor?
Panik yaratıyor o baskı. İnsan böyle durumlarda başarılı olamayabilir. Engin’i panikletip ürkütüp elindeki başarıyı da elinden alıyor yoksa içi sevgi dolu dolu bir çocuk fakat bu panik ile yapılan hatalar onu bazen kötüymüş gibi gösterebiliyor.
Engin dışarıdan sorunlu ve kontrolsüz görünebiliyor ama içinde ciddi bir kırılganlık da var. Siz Engin’i oynarken bu iki hâli nasıl dengelediniz?
Engin aslında hepimizin içinde bulunan bir karakter, hepimizin hayatta kırılganlıkları var. Ben de önce kendimden yola çıkarak bağlantı kurdum. Karşılıklı oynadığım oyuncular, yönetmenim bu dengeyi bulmamda bana yardımcı oldular.
Sizce Engin aslında ne istiyor: gerçekten güçlü olmayı mı, yoksa sadece kendini değerli hissetmeyi mi?
Engin hem güçlü olmayı hem değerli hissetmeyi istiyor ama bunların yanı sıra Engin babasının gözünde başarılı olabilmeyi istiyor, babasının istediği evlat olabilmeyi istiyor. Zaten bu olduğunda güçlü ve başarılı olmuş oluyor aslında ama belki de Engin’in hiç bilmediğimiz bir alanda başarılı olması muhtemelken baba baskısı ve ezber düzen onu başarısız biri yapıyor.
Hikâye ilerledikçe Meryem’in Engin’in dünyasında farklı bir anlam kazandığını görüyoruz. Siz bu ilişkiyi Engin’in iç dünyası açısından nasıl yorumlarsınız?
Engin belki de bu zamana kadar hep zengin bir çevrede takıldığı için etrafına gelen insanlar da onun gücünü kullanmak, varlığından yararlanmak amacıyla gelmiş, gerçeklikten biraz uzakta yaşayan insanlar olabilir. Meryem ise elinde hiçbir şey yokken bile yaşama enerjisi yaşama isteği duyuyor. Onun masumiyeti Engin’in iç dünyasında başka bir dünya keşfetmesini sağlıyor ve gitgide bu dünya Engin’e daha iyi geliyor ve Meryem de aynı şekilde.
Meryem, hikâye boyunca “çirkin” olarak etiketlenirken Engin’in ona bu gözle bakmadığını görüyoruz. Sizce Engin Meryem’i gerçekten görüyor mu, yoksa onda kendini mi arıyor?
Kimse bir bakışta tam olarak tanıyamaz. Engin de Meryem’e bir bakışta sadece çirkin olmadığını gördü fakat zamanla Meryem’in masumiyeti ve bir önceki soruda cevapladığım gibi Engin’in dünyasında başka bir dünya keşfetmesine yardımcı olan tarafı Engin’in Meryem’i görmesini sağlıyor. Onda kendini bulmaya çalışıyor diyemem fakat onda çok şey bulup var olan Engin’i kaybettiği ve daha iyi bir Engin kazanmaya başladığını söyleyebilirim.
Engin’e bir tavsiye verecek olsaydınız, bu ne olurdu?
Babasını boş vermesini, insanlara layık olmaya çalışmamasını, biraz da zaaflarını kontrol etmesini.
Çirkin, bu sezonun başarılı dizilerinden biri. Sizce seyirciyi hangi duyguyla daha çok yakaladı, neden sevildi?
Çirkin başta hikayesi çok güzel bir dizi, yazarlarımız çok güzel noktalara değininip hikâyeyi en iyi şekilde ilerletiyor. Bir dönüşüm hikâyesi Çirkin, seyirci dönüşüm hikayesini nereye varacağını merak ediyor hepimiz gibi. Bunun dışında bir senaryo vardır, bir yapım vardır, iki yönetmen vardır ve kocaman bir ekip vardır. Biz ekip olarak çok severek birleştik ve ilk günden son güne kadar her şeyi çok sevgiyle yaptık, ben sevginin gücüne ve samimiyetine inanırım.
Özellikle Meryem karakteri olmak üzere çok doğru bir oyuncu kadrosu ile seyirci karşısında olmak ve tekrar söylüyorum iyi bir yapım, iyi bir yönetmen, ve kocaman iyi bir ekip ile sevgi dolu set bize kendini sevdirdiği gibi seyirciye de Çirkin adlı dizimizi sevdirdi. Seyircimizi de biz çok seviyoruz, eksik olmasınlar. Teni sezonda pazar günleri tekrar buluşmayı iple çekiyoruz.
Çirkin’in global yolculuğu da başlıyor, dizinin farklı ülkelerde de seyirciyle buluşacak olması size neler hissettiriyor?
Bu his tarif edilemez. Biz burada bir iş yapıyoruz ve bütün dünyada bunun izleniyor olması, izlenecek olması bizleri tabii ki de çok mutlu ediyor. Mesela yurt dışı gezisi yaptığımız esnada Türk olmayan insanların bizi tanıyıp takdir etmesi, fotoğraf çekilmesi iyi hissettiriyor. Bunlar ülkemizin dizi sektöründe geldiği başarının somut örneğidir, bizler de bu durum karşısında son derece mutluyuz.
