NEM Dubrovnik 2026 sayımız için Çirkin dizisinde Meryem karakterine can veren Derya Pınar Ak’la konuştuk.
Dünya genelinde geniş bir hayran kitlesine ulaşan Prens dizisinde, herkesin hayran olduğu, savaşçı ve dik bir karakter olan Hasharia ile gönülleri fethettiniz. Şimdi ise Çirkin’de daha gizemli, belki daha kırılgan ama bir o kadar da hikâyenin merkezinde yer alan Meryem olarak karşımızdasınız. Hasharia’nın o enerjik dünyasından çıkıp Meryem’in sırlarla dolu dünyasına girmek nasıl bir oyunculuk yolculuğuydu?
Hasharia çok daha dışa dönük, enerjisini direkt gösteren bir karakterdi. Meryem ise daha içten içe yaşayan biri. O yüzden onun dünyasına girerken çok suskunlukları, bakışları ve içinde tuttuklarını anlamaya çalıştım. Oyuncu olarak benim için çok farklı ama her konudan, her açıdan besleyici bir yolculuktu.
Dizideki adınızla ‘Çirkin’ (Meryem), toplumun fiziksel kalıplarıyla mücadele eden bir karakter. Sosyal medyada duru güzelliğinizle övülürken, bir karakter için bu denli bir görsel dönüşüm yaşamak ve ‘çirkin’ olarak anılmak size ne hissettirdi? Meryem’in o sert kabuğunun altındaki ‘güzelliği’ keşfederken en çok hangi duygusundan etkilendiniz
Meryem’i oynarken aslında güzellik kavramının ne kadar dışarıdan tanımlandığını düşündüm. Çünkü onun hikâyesinin aslında mesele dış görünüş değil, kendine sevilmeye değer hissedilebilmek aslında. En çok da yalnızlığı ve kendine sürekli saklama hali beni etkiledi.
Prens dizisinde çok sevilen, özgüvenli ve savaşçı bir prensesi oynadınız. Meryem ise hayata çok daha dezavantajlı başlamış, ailesini kaybetmiş ve dışlanmış biri. Hasharia’nın o dışa dönük enerjisinden, Meryem’in o içine hapsolmuş ama patlamaya hazır dünyasına geçiş yapmak oyunculuk tekniklerinizde neleri değiştirdi?
Meryem’de duygular daha bastırılmış olduğu için ben de oynarken daha minimal kalmaya çalıştım. Hiç abartıya kaçmamaya çalıştım. Küçük bir bakışın ya da sessizliğin çok fazla şey anlattığı bir karakter oldu benim için. Bu tarz çok fazla sahnemiz de var zaten.
Meryem için ‘dışarıdan güçlü durmaya çalışıyor ama içinde çok fazla şey yaşıyor’ demişsiniz. Bir oyuncu olarak, Meryem’in geçmişindeki o kayıp ve yalnızlık hissini bugünkü ‘ayakta kalma’ çabasıyla nasıl harmanladınız? Meryem’in hikâyesinde sizi en çok sarsan veya ‘keşke elinden tutabilseydim’ dediğiniz an hangisiydi?
Meryem’in ayakta kalma çabası beni çok etkiledi. Çünkü bazen ne kadar güçlü görünmeye çalışsa da içinde hala böyle küçüklükten kalan kırılmış bir çocuk var. Onu çok fazla hissediyoruz bence. Keşke elinden tutabilseydim dediğim çok an oldu. Keşke ona sarılabilseydim dediğim çok an oldu açıkçası.
Dizi yurt dışında da izleyiciyle buluşacak. Sizce dünyanın herhangi bir yerindeki genç bir kadın, Meryem’in bu kendini kabul ettirme ve hayata tutunma mücadelesinde kendi hikâyesinden neler bulacak? Meryem’in dünyadaki tüm ‘ötekileştirilmiş’ kadınlara bir mesajı var mı?
Bence dünyanın her yerinde insanlar Meryem’in kabul görmek isteme, yani kabul görme isteme duygusunu anlayabilir. Çünkü hepimizin bir noktada kendimizi böyle eksik ya da dışlanmış hissettiğimiz anlar oluyor. Açıkçası benim çok fazla oluyor. O yüzden Meryem’in de bence mesajı birazcık şu: İnsan önce kendine şefkat göstermeyi bilmeli, öğrenmeli olabilir.
Dizide Çağlar Ertuğrul (Kadir) ile yollarınızın kesişmesi, hikâyenin ana damarını oluşturuyor. Çağlar Bey, hem tecrübesi hem de set enerjisiyle çok sevilen bir isim. Sizin gözünüzden Çağlar Ertuğrul nasıl bir partner? Karşılıklı sahnelerinizde o meşhur ‘mizahı ve samimiyeti’ işinizi kolaylaştırıyor mu yoksa hırslı karakterleri oynarken gülmemek için zorlandığınız anlar oluyor mu?
Çağlar’la çalışmak gerçekten çok keyifli ve rahat. Çok konforlu. Çünkü biz zaten daha önceden de çalışmıştık aslında. Birbirimize çok alışıktık. Sette hem profesyonel, çok profesyonel, hem de enerjiyi çok yükselten, yüksek tutan biri. Beraber sahnelerde bazen onunla oynarken gülmemek için kendimi çok zor tuttuğum anlarda oluyor. Ama karşılıklı o uyumu yakalamak işimizi çok kolaylaştırdı tabii ki her şeyden önce.
Çirkin, bu sezonun başarılı dizilerinden biri. Sizce seyirciyi hangi duyguyla daha çok yakaladı, neden sevildi?
Bence Çirkin‘in sevilme sebebi gerçek duygular taşıması ve samimi olması olabilir. Çünkü herkesin Meryem’de kendine ait bir şeyler bulduğunu hissediyorum ben açıkçası. Ben de bunu düşünerek sahnelerde oynamaya çalışıyorum aslında. İnsanlar karakterlerinin kusurlarını, kırgınlıklarını ve mücadelelerini samimi buldu diye düşünüyorum açıkçası Meryem tarafında. Ben bunu oynarken, sahnelerimi çalışırken hep bunu göz önünde tutarak oyunlarımı yaratmaya çalışıyorum.
Çirkin’in global yolculuğu da başlıyor, dizinin farklı ülkelerde de seyirciyle buluşacak olması size neler hissettiriyor?
Dizinin farklı ülkelerde izlenecek olması çok heyecan verici. Çok gurur verici. Bir hikâyenin başka kültürlerde, başka ülkelerde başka insanlarla karşılık bulabilmesi çok özel bir his bence. Bu da benim her açıdan sanırım bir ilkim olabilir. Çirkin Meryem karakteri. Umarım Meryem’in duygusunu dünyanın farklı yerlerindeki insanlara da hissettirebilirim. Umarım başka insanlara da geçer. Teşekkür ediyorum.
