Episode Dergi Haziran sayısında Burcu Asena Şahin Gençoğlu Prime Video‘nun bizi 90’lara götüren yeni yapımı Yaz Evi‘nin başrollerinden Derya Pınar Ak’la konuştu.
Kariyerinizde yer aldığınız diğer projelere kıyasla Yaz Evi, dönem atmosferi ve iç içe geçen zaman kurgusuyla çok daha farklı bir tonda. Bu 90’lar melankolisi ve o dönemin genç kızı olmak oyuncu kimliğinize nasıl bir yenilik kattı?
Yaz Evi benim için çok özel bir deneyimdi. Daha önce de daha farklı dönemlerde geçen işler yaptım, bunların içerisinde 1400’lerde geçen bir iş de var. Ama bu kadar yoğun nostalji hissini içinde barındıran bir projede olmak çok farklıydı. 90’ları yaşamamış biri olarak o dönemin ruhunu anlamaya çalışmak, müziklerini dinlemek, insanların ilişkilerine, hayata bakışına odaklanmak beni bir oyuncu olarak çok besledi. Her karakterin gözünden ne hissettiğini, ne yaşadığını görmüş olduk.
Bir yandan da zamanın insanları nasıl değiştirdiğini görmek oyunculuk açısından çok heyecan vericiydi. Aynı karakterin farklı yaşlardaki duygularını ve kırılmalarını düşünmek bana yeni bir bakış açısı kattı diyebilirim.

Karakterinizin en belirgin özelliklerinden biri müzik tutkusu ve şarkı. 90’ların o nostaljik atmosferinde şarkı söyleyerek iç dünyasını dışavuran bir kızı oynamak için nasıl hazırlandınız?
Müzik aslında bence Zeynep’in kendini ifade etme biçimiydi. Bazı insanlar konuşarak anlaşır, bazıları susarak. Zeynep ise kendini şarkılarla anlatıyor çünkü onu dinleyecek birinin varlığından Sinan ya da Selin gelene kadar haberdar değil. Dolayısıyla derdini şarkılarla anlatmayı seçmiş bence Zeynep. Bu yüzden hazırlık sürecinde sadece şarkıları söylemeye değil, şarkıların altında yatan duygulara odaklandık yönetmenimle beraber.
Şarkıların sözlerini, bestesini özel bir dikkatle inceleyerek, “Bu söz gerçekten Zeynep’i anlatıyor,” diyerek çalıştık. Filmin bütününde olduğu gibi şarkıların içeriğinde de onun hayallerini, kırgınlığını ve özgür olma isteğini anlamaya çalıştım. Bence müzik onun için bir kaçış alanıydı ve bunu hissederek oynamak benim için çok önemliydi. Tabii her şey Selin ve Sinan geldikten sonra değişti diyebilirim Zeynep için. Artık derdini anlatabileceği birilerinin olması onun için çok önemliydi bence.

Filmde kızınız gelecekten yanınıza geliyor. Peki, tam tersi olsaydı; sizin o hayalleri baskılanmış, kabuğuna çekilmiş 90’lar genci karakteriniz o gizemli taşı bulup günümüze yani kendi geleceğine ışınlansaydı ilk ne yapardı? Doğrudan hayalini kurduğu konservatuvar sahnelerine mi koşardı yoksa gelecekte dönüştüğü o katı “helikopter anne” halini görüp kendine kızar mıydı?
Kesinlikle ilk başta büyük bir şaşkınlık yaşardı çünkü bugün her şey çok hızlı, çok görünür, çok göz önünde. Ama o şaşkınlığı atlattıktan sonra sanırım ilk işi hayalini kurduğu şeylerin peşinden gitmek olurdu. Belki de yıllarca içinde aradığı cesareti burada bulurdu. Öte yandan gelecekte dönüştüğü kişiyi görmek onu birazcık üzebilirdi, kendine kızabilirdi başlarda belki ama sonunda kendine şefkat göstermeyi seçeceğini düşünüyorum. Çünkü hayat bazen bizi hayal ettiğimiz yere değil, şartların gerektirdiği yere götürüyor. Maalesef her şey hayalimizdeki gibi olmuyor çoğu zaman.
Filmdeki gibi elinizde geçmişe kapı açan o gizemli taştan olsaydı, kendi annenizin/babanızın gençliğine, henüz ebeveyn olmadığı, hayaller kurduğu döneme gitmek ister miydiniz? Onu hangi yaşında, ne yaparken izlemek isterdiniz?
Muhteşem bir soru, kesinlikle isterdim. Ebeveynlerimizi hep anne/babamız olarak tanıyoruz ama onların da bir hayatı, hayalleri, korkuları, gençlik hikâyeleri var. Ben zaten çoğu zaman annemle babama soruyorum gençliklerinin nasıl geçtiğini ve hikâyelerini dinlemeyi çok çok seviyorum. Babamın inanılmaz hikâyeleri var. O yüzden onların 20’li yaşlarını görmeyi çok isterdim. Hayatla ilgili ne düşündüklerini, nasıl hayaller kurduklarını, birbirinden habersiz ne yaptıklarını, nasıl yaşadıklarını..?
O günleri izlemek çok ilginç ve keyifli olurdu diye düşünüyorum. Bugün oldukları insanı daha iyi anlamamı sağlayabilirdi. Onları sadece uzaktan bile izlemek çok fazla şey hissettirirdi. Bir de onların bugünlerde ne olursa olsun hep bana destek çıkmaları ya da yanımda olmaları, bana bir arkadaş gibi olmaları kesinlikle o günleri görmek isteyeceğimi düşündürüyor bana.
