Episode Dergi Haziran sayısında Burcu Asena Şahin Gençoğlu Prime Video‘nun bizi 90’lara götüren yeni yapımı Yaz Evi‘nin başrollerinden Mina Demirtaş’la konuştu.
Yaz Evi boyunca karşınızda olgun annenizi değil, onun sizinle hemen hemen aynı yaşlardaki gençliğini canlandıran Derya Pınar Ak’ı buluyorsunuz. İki genç oyuncu olarak ekranda o “hem yabancı hem de canından bir parça” hissini bu kadar güçlü yansıtabilmek için set arkasında nasıl bir uyum yakaladınız?
Biz Derya’yla set arkasında da iyi anlaşıyorduk ve çok eğleniyorduk beraber, onun etkisi olmuştur diye düşünüyorum.
Tabii hikâyenin en dokunaklı yanlarından biri de karakterinizin çok sevdiği ve yeni kaybettiği anneannesine geçmişte yeniden kavuşması ama onu hiç bilmediği sert ve baskıcı haliyle görmesi. Kaybettiğiniz birine zamanın ötesinde sarılabilme hissini o büyük özlemin getirdiği şaşkınlıkla nasıl harmanladınız?
Selin’in tanıdığı Sevinç aslında annesine hiç benzemeyen baskıcı, kuralcı olmayan, destekleyen biri. Ama geçmişte karşılaştığında anneannesinin annesi, annesinin de kendisi gibi olduğunu görüyor ve buna epey şaşırıyor. Selin’in çok şanslı olduğunu düşündüğüm şeyse çok sevdiği ve özlediği ama kaybettiği birine bir şans sayesinde tekrar ve son kez sarılabilmek.

Bugüne kadarki rollerinizden çok daha farklı, fantastik öğeleri olan bir dramın tam merkezindesiniz. Bir “zaman yolcusunu” oynamak oyunculuk kaslarınızda daha önce kullanmadığınız hangi alanları çalıştırdı?
Gerçek üstü bir durumu oynamak çok eğlenceli ve heyecanlıydı. Normalde bir sahneyi oynarken durumun gerçekliğini yakalamaya çalışırım. Ama böyle “fantastik” bir durumda gerçek sizin hayal ettiğiniz, yarattığınız bir durum oluyor.
Filmin sonunda kesin bir “tarih değişti” mesajı görmüyoruz ama havada asılı kalan muazzam bir yumuşama var. Karakteriniz geçmişe giderek aslında neyi değiştirdi? Sadece annesinin mizaç olarak esnemesini mi sağladı yoksa kuşaklar arası o sert buzları mı eritti?
Bence kuşaklar arası sert buzları eritti. Çünkü aslında Sevinç’in bile hep içinde kalan bir şeyler olduğunu biliyoruz bu konuda. O kızının hayallerinin peşinden gitmesine, mutlu olmasına destek olduğu için, Zeynep de bunun önemini ve farkını bildiği için aynı desteği, belki daha fazlasını Selin’e sağlıyor.
Filmdeki gibi elinizde geçmişe kapı açan o gizemli taştan olsaydı, kendi annenizin/babanızın gençliğine, henüz ebeveyn olmadığı, hayaller kurduğu döneme gitmek ister miydiniz? Onu hangi yaşında, ne yaparken izlemek isterdiniz?
Ben babamın gençliğine gitmek isterdim. Çünkü anlattığı kadarıyla arkadaşlarıyla birlikte biriktirdiği anılar, heyecanlar çok güzel ve gerçekten 90’larda genç olmak nasıl bir şey görmek isterdim.
