Episode Dergi Mayıs sayısında kapağımıza konuk olan TOD Studios dizisi Her Şey Mümkün‘ün başrolleri ve yazarları Miray Karabulut ve Mine Özgüle, yönetmeni Arif Gökdeniz Uslu ve yapımcısı Elif Yakarçelik’le konuştuk.
Bir süredir komedi izlerken aynı his geliyor bana: Herkes çok hazır cevap, herkes çok cool, herkes tam olarak ne söyleyeceğini biliyor. Kimsenin cümlesi yarım kalmıyor, kimse yanlış bir şey söylemiyor, kimse utanç içinde kendisiyle baş başa kalmıyor. Yerli komedimiz ise parmakla sayılacak kadar az. Ara ara çıkan sitcom türünü özümseyerek izlemem de bundan. İnsanın hatalar zincirinde çok şey var, bir de bazen olanların felaketi; bazen yanlış kişiye âşık oluyoruz, bazen aynı tartışmayı altıncı kez yapıyoruz, bazen sadece “iyi hissetmek” için saçma kararlar veriyoruz. Ve en kötüsü, bütün bunları yaparken kendimizi çok haklı bulabiliyoruz.
- Episode Dergi Mayıs sayısında kapağımıza konuk olan TOD Studios dizisi Her Şey Mümkün‘ün başrolleri ve yazarları Miray Karabulut ve Mine Özgüle, yönetmeni Arif Gökdeniz Uslu ve yapımcısı Elif Yakarçelik’le konuştuk.
- Miray Karabulut, ‘Her Şey Mümkün’ü Anlatıyor
- Mine Özgüle, ‘Her Şey Mümkün’ü Anlatıyor
- Yönetmen Arif Gökdeniz Uslu, ‘Her Şey Mümkün’ü Anlatıyor
- Yapımcı Elif Yakarçelik, ‘Her Şey Mümkün’ü Anlatıyor
Her Şey Mümkün tam da bu yüzden ilgimi çekti. Çünkü bu dizi, karakterlerini kusursuz göstermiyor. Tam tersine Deniz ve Meriç’in bütün çelişkileriyle, tutarsızlıklarıyla, fazla düşünmeleriyle, gereksiz yükselmeleriyle ve sonra hiçbir şey olmamış gibi yan yana oturmalarıyla ilgileniyor. Bence bugünün arkadaşlık hali tam olarak böyle. Birbirini sürekli yargılayan ama birbirinin evine anahtarsız girebilecek kadar yakın insanlar…
Dizinin en sevdiğim tarafı şu oldu: Modern şehir insanının “kafası karışık” halini çok iyi yakalıyor. Sürekli kendimizi güncelliyoruz. Bir şey söylerken bile önce kendi içimizde sosyal medya linci yaşıyoruz. Sonra bir bakıyorsun, bütün prensiplerini çiğneyip gece üçte eski sevgiline mesaj atmışsın. İşte dizinin mizahı tam burada başlıyor. Büyük olaylardan değil; küçük utançlardan, gündelik saçmalıklardan, insanın kendisiyle çeliştiği anlardan besleniyor.
Miray Karabulut’un Deniz’i çok tanıdık bir karakter. Kontrol etmeye çalıştıkça dağılan insanlardan. Mine Özgüle’nin Meriç’i ise özgür görünme haliyle duygusal bağ arayışı arasında gidip geliyor. İkisini izlerken bazen bir arkadaş grubunun içinde oturuyormuş hissi geliyor.
Dijital çağın komedisi çok zor bir yerde artık. Herkesin dikkati dağınık, herkes çok hızlı tüketiyor. Ve böyle olunca da hızlı olmalıyız hissi yükleniyor. Halbuki yayvan bir anlatımı izlemeyi seviyoruz. Biraz sektörel uydurukçuluk YouTube Shortslar baz alınarak söyleniyor. E, burada Her Şey Mümkün’ün keyifli bir ritim oluşturduğunu belirtirim çünkü sisteme uymamış. Komedi üzerine kurgu yapan tüm işlerde bunu görünce “oh” diyorum. Bir de dizi boyunca insana iyi gelen bir duygu dolaşıyor. O da şu: “Ben de böyleyim.” Bence artık en büyük rahatlama bu. Kusursuz insan izlemek istemiyoruz. Bir şeyleri çözemeyen, hata yapan, bazen çok yükselip sonra market poşetiyle eve dönen insanları görmek istiyoruz. Çünkü hepimiz biraz öyleyiz.
Miray Karabulut, ‘Her Şey Mümkün’ü Anlatıyor
Mine Özgüle, ‘Her Şey Mümkün’ü Anlatıyor
Yönetmen Arif Gökdeniz Uslu, ‘Her Şey Mümkün’ü Anlatıyor
Yapımcı Elif Yakarçelik, ‘Her Şey Mümkün’ü Anlatıyor
