Çarpma ve Çarpışma: “Strike” | Didem Tekeli

     Çarpma ve Çarpışma: “Strike” | Didem Tekeli

    WARNING: Embargoed for publication until 00:00:01 on 22/08/2017 – Programme Name: Strike – The Cuckoo’s Calling – TX: n/a – Episode: n/a (No. n/a) – Picture Shows: Cormoran Strike (TOM BURKE), Robin Ellacott (HOLLIDAY GRAINGER) – (C) Bronte Film & TV Ltd – Photographer: Steffan Hill

    [highlight]İlk sezonu bu yaz BBC One’da yayınlanan Strike, farklı ve çarpıcı bir dedektiflik öyküsü anlatıyor bize. Cormoran Strike (Tom Burke) ile Robin Venetia Ellacot (Holliday Grainger) arasında izlemeye doyulmayan kadın-erkek ilişkisi temelinde güçlü oyunculuklar, güçlü senaryo ve güçlü bir müzik eşliğinde öykünün içine dalıyoruz. “Öykü,” demişken, dizinin uyarlandığı serinin yazarı, Robert Galbraith. O da kim mi? Sabırlı olun, gizem biraz aşağıda çözülüyor…[/highlight]

    Farklılıkların bir arada olduğu Batı Yakası’nın canlı, cazip bölgesi Soho’nun ucunda yer alan Denmark Sokağı, 60’larda popüler müziğin kalesiydi. O zaman kurulan kayıt stüdyolarından David Bowie geçmişti örneğin, Elton John orada bir kahvede oturup şarkı sözü yazmıştı. Gök, gri bulutlarla kaplandığında kentin mimarisi hepten ortaya çıkar. Renkler sıcaklaşır, şekiller keskinleşir, söz edilen sokağı barındıran Londra, neredeyse huzur dolu ve tartışmasız güzel bir şehre döner.

    Denmark Sokağı’nda, vitrininde onlarca gitarın durduğu müzik mağazasının yanından girilen hanın içinde bir dedektiflik ofisi var. Cormoran Blue Strike ile Robin Venetia Ellacot burada tanıştı. Cormoran uzun, bir o kadar tüketici ilişkisinden yeni ayrılmıştı. Robin ise evlenmek üzere olmanın heyecanıyla iş arıyordu. İlk karşılaşmaları, gerçek bir çarpışma oldu: Strike, ona çarptığında Robin neredeyse merdivenlerden aşağı uçuyordu. Bu şiddetli tanışma yerini usul usul ilerleyen beğeni ve sevgiye bırakacaktı.

    Cormoran, Tom Burke ile hayat buluyor…

    Önce Cormoran Strike ile tanışalım

    BBC One’da yayınlanan Strike‘ta beş bölüm boyunca birbirine değer veren, birbirini sayan ancak birbirlerine karşı canlanmaya başlayan duygularıyla tam anlamıyla yüzleşmeyen güzel bir çift izliyoruz. Takibi keyifli, romantik, özenilen bir ilişki bu. Oysa dizi bugün yaşadığımız dünyada ve aslında tam bir keşmekeşin içinde geçiyor.

    Strike, aşk dizisi değil, bir dedektiflik hikâyesi, aynı adlı kitap serisinin televizyon uyarlaması. Kitapların yazarı, Robin ile Cormoran arasındaki dinamiğin okuyucular için temel motivasyon olduğunu söylüyor, kendisinin de bu ilişkiyi yazmak için seriye devam ettiğini dile getiriyor. Senaryonun ve oyuncuların söz edilen ilişkiyi kitaba uygun ve yumuşacık bir şekilde hayata geçirdiği kesin.

    Cormoran Strike, eski asker, yeni özel dedektif. Klasik kahramanlardan farklı değil: Sırtında taşıdığı yükler var; başına buyruk, sürekli yeme-içme peşinde, bunalımlı mı bunalımlı. Tom Burke tarafından canlandırılan karakter, en az oyuncusu kadar cazibeli. Oxford’da okumaya başlayan ancak güzeller güzeli annesi intihar edince üniversiteyi bırakan Strike, yaralı bir adam. Annesinin intihar ettiğine hiç inanmamış, zekâsını dedektiflik yapmak için kullanmaya başlamasının nedeni bu olabilir. Evlilikdışı bir ilişkinin meyvesi. Annesi Leda, rock yıldızı Johnny Rokeby’nin peşinde konserden konsere gezerken hamile kalmış. Ünlü baba, oğlunu reddetmiş olsa da Strike, hem anne hem baba tarafındaki kardeşleriyle görüşüyor. Baba tarafından bir erkek, anne tarafından bir kız kardeş özellikle yakın olduğu kişiler. Şüphesiz onu seven, düşünen arkadaşları var. Yine de Robin’in varlığının ona ayrıca iyi geldiğini söylemeli.

    Cormoran Strike’ın ailesiyle ünlü ve güzel eski nişanlısı, onu da tanınan bir kişi yapıyor. İnternette kısa bir arama yapılınca hayatının ana hatlarını öğrenmek mümkün. Cormoran, kadınlar tarafından sevilen, çekici bir adam ama o bundan çok daha fazla birisi. Üniversiteye devam etmeyince asker olmaya ve Afganistan’a gitmeye karar vermiş. Bir patlamada sol bacağını kaybetmiş. Kesilen bacağı ağrıyıp varlığını hatırlatıyor, takma bacağıysa koşmasına veya araba kullanmasına, atlayıp zıplamasına izin vermiyor. Bir dedektif için kolay değil, onun her gün yaşadığı zorluğa tanık oluyoruz. Sakatlığı, aşk ve seks hayatını olumsuz etkilemiyor ama. O, elbette yalnızca sakat bir adam değil. Onu cazip kılan onlarca fiziksel ve kişisel özelliği var. Yine de şanslı olduğunu belirtmeli; takma bacağı da onun gibi ünlü, kadınlar bazen sırf bu bacağı görmek için ona yanaşıyor. Türkiye’de sakat bireylerin duygu dünyasını, seks hayatını konuşmak güç. Tartışmaya yanaşmadığımız bir konu bu. Böyle düşününce Cormoran’ın ortalamanın üzerinde ilgi gördüğünü belirtmek gerek. Sonuçta, kaçımız mankenler tarafından kovalanıp tavlanıyoruz?

    Robin’in geleceği nasıl olacak, meraktayız

    Dizinin diğer ana karakteri Robin (Holliday Grainger), beyaz şarap seviyor, bunu anlamak zor değil. Fakat neden evlenmek üzere olduğu adamla dünya evine girecek, işte bu muamma. Robin’in ürkek, beceriksiz birisi olmadığı ortada. İstediği zaman risk alabiliyor. Peki neden bu denli sıkıcı bir ilişkinin içinde? Belki istemedikleri için sesini yükseltemiyor ya da izlediğimiz kadarıyla böyle, gelecekte ne olacağını merak etmemek mümkün değil. Azimli Robin, dedektif olmak istiyor, bu onun hayali. Cormoran Strike’la çalışmak onun için heyecan verici. Strike’ın zekâsı, iş ahlakı onu etkiliyor. Hayalini gerçekleştirmeye bu denli yaklaşmışken onu kalıpların içine sokacak sorumlulukları yüklenebilecek mi?

    Robert Galbraith, aslında…

    Strike’ın beş bölümlük ilk sezonu bu yaz yayınlandı. Dizi, Robert Galbraith’ın kitaplarından uyarlanmış. Galbraith, 2013-2015 arasında üç kitap yazmış. Henüz ikisi uyarlandı, üçüncüsü yolda. Yazarın kişisel sitesine baktığımızda, kitapların da devam edeceğini, hatta bir tanesinin yazım aşamasında olduğunu anlıyoruz.

    Robert Galbraith, aslında J.K. Rowling…

    Robert Galbraith adını 2013 yılından önce duymuş olamazsınız ancak hemen hepimiz J.K. Rowling’in kim olduğunu biliyoruz. Özellikle Harry Potter serisiyle dünya çapında üne kavuşan Rowling, çocuk edebiyatına yenilikler getiren karakterlerle bizi tanıştırdı. Rowling’in yarattığı dünya ve onun oluşmasına ilham vermiş tarih, bugün British Library’de Harry Potter ve Büyücülük Tarihi adlı bir sergiye konu. Sonuçta J.K. Rowling’in adını duyan okuyucu, yayınevi, editör veya eleştirmenin aklında otomatik olarak düşünceler doğması normal. Rowling, tam da bu kıskaca takılmadan bir seri kitap yazmak ister, okumaktan çok hoşlandığı dedektiflik öyküleri kaleme alır. Bu hikâyeleri Robert Galbraith rumuzuyla yayımlatır. Bugün Galbraith’ın kim olduğunu biliyoruz, buna rağmen kitaplar Rowling’in değil, onun adıyla çıkmaya devam ediyor. Rowling, Cormoran Strike serisini öbür yazılarından ayırmak için böyle bir karar aldığını dile getiriyor.

    Müziğiyle de sarıp sarmalıyor

    Oyuncular Holliday Grainger ve Tom Burke, kitaptaki karakterleri rahat ve sıcak biçimde ortaya çıkarmış. İzlerken peşinde koşulan olaylar, intiharla, kayıp olaylarıyla başlayıp cinayetlere evriliyor. Katili hemen söylemek pek mümkün olmuyor üstelik. Güçlü oyunculuklar, izlemeye doyulmayan bir kadın-erkek ilişkisi ve ortada dolanan “Katil kim?” sorusu… Her şeyin başladığı yerin müzikle ilişkili Denmark Sokağı olduğunu hatırlayınca, dizinin tema müziğine de kulak kabartmak gerekir. Sahnelerin Beth Rowley’nin sesiyle açılması ayrıca güzel. Tüm bunları alt alta koyunca Strike, izlemesi zevkli, Londra’yı evimizin içine getiren keyifli bir dizi olarak ortaya çıkıyor. Cormoran ve Robin’i kısa süre içinde yeniden izlemek umuduyla…

    Benzer İçerikler