Deniz Göktaş’ın Savunması: Politik Mizah Yasak Değilse Diktatör Şakasında Bir Suç Yok

Editör
Editör
TarafındanEditör
Aralık 2016'da yayın hayatına başladı. Spinoff'u, prequel'i, sequel'i, remake'i, eşi benzeri muadili olmayan, Türkiye'nin tek DİZİ KÜLTÜRÜ dergisi ve web platformu...
12 dakikalık okuma

Komedyen Deniz Göktaş, “Ölü Deniz” isimli gösterisi nedeniyle açılan davanın bugün görülen ilk duruşmasında hâkim karşısına çıktı. Duruşmada savcılık, Deniz Göktaş’ın üç ayrı suçlamadan cezalandırılmasını ve hükümle birlikte tahliye edilmesini talep etti.

Deniz Göktaş hakkında hazırlanan iddianamede “Cumhurbaşkanına alenen hakaret”, “basın ve yayın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlamaları yöneltiliyor. İddianamede bu suçlamalar kapsamında 2 yıl 2 aydan 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

88 gün tutuklu kaldıktan sonra ilk kez hâkim karşısına çıkan Deniz Göktaş ise duruşmada suçlamaları reddederek beraat ve tahliye talebinde bulundu.

Deniz Göktaş mahkemede kendini şu sözlerle savundu:

“3 Temmuz’dan bugüne 88 gün geçti. Gösterimdeki cümle başına 22 gündür yüksek güvenlik cezaevinde bulunuyorum. Komedyen olarak sözlerimin böyle etki etmesi beni gururlandırıyor. Bu davayı bilmeyen birine 2027 yılında bir insanın hapse kapatılacak sözleri sorulsa cinsel taciz vs. gibi bir sebep sanabilir.

Müzisyenlikten daha farklı işliyor bizde sistem. Onlar kayıtlarını daha önceden yapar, biz canlı olarak gösteri yaparız ve kaydını sonra yayınlarız. Daha önce yüzlerce kez yaptığım gösteride olduğu gibi yaptık. Ters köşeye dayanır stand-up gösterisi. Ben davaya konu olan dört cümleyi yüzbinden fazla seyirciye oynadım ve yüz binlerce kişi bunda bir şikayet sebebi görmedi. Türkiye’nin dört bir yanında şehrin en bilinen salonlarında oynadım.

Gelen tek şikayet bilet bulunamasıydı. Bu gösteriyi ilk olarak Ekim 2022’de oynamıştım. Bu gösteriyi yayınlamadan önce ‘Selam Selam’ isminde bir gösterim daha vardı, 6 milyona yakın izlendi. Bu gösterinin de ilgi görmesini bekliyordum, üç günde milyonlarca izlendi. Ben o sırada Hollanda’daydım, arkadaşlarım sokakta, toplu taşımada benim gösterimi izlediğini söylüyordu. Ama gündemi artık troller belirliyor. Takip ettiğim trollerden Şamil Tayyar ismini kullanan hesap bana ‘cahil, zıpır’ dedi ama beklediği reaksiyonu alamadı.

Bu sırada gösteriyi 2 milyon kişi izlemişti. ‘Ekrem İmamoğlu’ kısmını yayınlayıp siz buna sahip çıkıyorsunuz ama bakın neler diyor’ diyorlardı. ‘Arkadaşlar dinle ilgili olan kısmından gidelim’ diyorlardı birbirlerine. CİMER’e şikayet kampanyası başlattılar.

Bu gösterinin yayınlanmasından rahatsız oldular. Cumhurbaşkanını eleştirdiğim kısımlara erişim engeli geldi, yurtdışına kaçtığım iddia edildi. İltica planımın bir parçası olduğunu söylediler. Ben gösteriyi 24 Haziran’da yayınladım. Yaklaşık yarım milyon değerinde bedelli askerlik parası ödedim, iltica edecek bir insan yarım milyon bedelli askerlik parası ödemez herhalde.

Bütün yakın arkadaşlarım burada bir gelecek görmedikleri için göçtüler, ben bu sebeple turnem bittikten sonra yanlarına gidip onları geri dönmeleri için ikna etmeye çalışırım. Kaçtı haberlerini onların yanında okumak çok trajik oldu.

Kendi Ayağıyla Gelmiş Birine Ters Kelepçe Takıldı

Trollerin linç ve CİMER kampanyasından sonra hakkımda soruşturma başlatıldı. Avukatıma telefon edip döneyim mi dedim, o da yakalama yok ama geri dön dedi. Ben de döndüm. Pasaportta ekranda bir emniyet logosu belirdi. Polis yanlış pasaport okuttunuz herhalde dedi. Hakkımda yakalama kararı olduğunu söyledim. Polisler bile dönmemem gerektiğini teklif ettiler. Bu kadar bıkmış olmalarına üzüldüm.

Telefonumu bile almadılar, sonra amir kelepçelenmem gerektiğini söyledi. Ben de kendim döndüğümü söyledim ve kelepçeye karşı çıktım. Polis vazgeçti ama ben istediğim için vazgeçmediğini söyledi. Sonra bekletildiğim yerde tekrar kelepçe takmamı istediler. Kendi ayağıyla gelmiş birine ters kelepçe takıldı. Kamerayla çekerlerken hep başım dikti. Hatta kamera arkadayken bile dönüp güldüm, en son uzaktan çekilmiş bir görüntüyü servis ettiler. Sonra Vatan’ın pis uyuşturucu kokan nezaretinde tutuldum. Polisler orada da neden döndüğümü soruyordu.

Niye Döndün, İmkanım Olsa Ben de Giderim

Bir süre sonra beni adli tıbba götürdüler. Sebebini anlayamadım ama kan, idrar numunesi alındı. Uyuşturucu testi yaptılar, ne içtiysem hala çıkmadı sonucu.

Adliye koridorunda beklerken ailem ve avukatlarım Kılıçdaroğlu’nun geldiğini, görüşmek istediğini söylediler. Hepsinde de sert bir şekilde reddettim. En sonunda polis zoruyla görüştürdüler. Kılıçdaroğlu bile “Niye döndün, imkanım olsa ben de giderim” dedi.

Çıkıp reklam yapamasın diye sert konuştum. Avukatlarım bile benle görüştürülmüyorken neden Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm bilmiyorum. Kaçma ve delil karartma suçlamasıyla tutuklandım. Cezaevindeyken Deniz SEGBİS’in var dediler. Suçlama vahimdi. Daltonlar suç örgütünü övmekten tutuklandım. Ertesi gün tahliye edildiğim diğer suçlardan da tutuklandım. Masterchef izlerken tekrar tutuklandım yani.

Üstümde bütün suçlardan tahliye olmuş bir insanın rahatlığı ve tekrar tutuklanmış bir insanın tedirginliği var. ‘Utangaç bir diktatör’ sözü suçlamama gerekçe gösterildi. Diktatör ifadesi siyasi bir ifadedir. Cumhurbaşkanı aynı zamanda AKP genel başkanı. Hiciv sanatına alışık olmalıdır. Mezarlıkta gülme olayı ise gazeteci Musa’ya verdiği röportaj sırasındadır. Buradaki suçlamayı anlamadım. Görece sempatik bir videosudur Cumhurbaşkanının. Terapi ise rencide edici bulunmuş, oysa herkesin gitmesi gerekebilir, psikoloji okumuş biri olarak terapiye gitmek rencide edici bir şey değildir.

Politik Mizah Yasak Değilse Diktatör Şakasında Bir Suç Yok

Sahneye çıkan biri yasaklanmamalı. Bu tüm vatandaşlar için endişe vericidir. Siyasiler bu eleştirilere göğüs germelidir. İddianamede Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğüyle ilgili kararlarından bahsedilmiş, buna göre benim sözlerim suç değil. Ben çocukken Levent Kırca ve Ferhan Şensoy izlerdim. Onlar beni izlese yumuşak bulurdu sözlerimi. Tutuklu yargılama gibi bir şey mümkün değildi. Levent Kırca televizyonda yapıp herkesin evine giriyordu. O yıllarda ifade özgürlüğünü koruyan yasalar değişmedi, ama şu an bir komedyen hapis yatıyor. Değişen şaka kaldıramayan, kırılgan siyasetçiler.

Bugün Ferhan Şensoy’u yasaklayan kişiler hatırlanmıyor ama Ferhan Şensoy’un oyunları ve sözleri hatırlanıyor. Politik mizahı yargının koruması gerekiyor çünkü komedyenler zaten yalnız insanlar. Ama diğer tarafın trolleri var. Politik mizah yasak değilse diktatör şakasında bir suç yok.

Erdoğan’ın isminin geçmediği bir politik mizahın bir anlamı yoktur. Otoriteden lafını esirgemeyen Nasrettin Hoca hayatta olsa Erdoğan’dan başka bir şaka yapmazdı. Erdoğan’ın en yakın ekibine seçtiği kişi sıradan vatandaşların hakkına girdiği için affını istedi. Özeleştiri vermiyor ama kendisi üst taraftan affını istiyor. Bu sadece diktatör eğilimli insanların yönettiği ülkede olur.

Diktatör olsam diktatör diyemezsiniz diyen birinin utangaç komedyen şakasından şikayetçi olması eleştirilecektir. Bunların hepsi politik mizahın bir parçasıdır.

Bunların Hiçbiri Organik Şikayet Değil

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasıyla ilgili suçlamaya üç cümlem gerekçe gösterildi. 100 bin beğeni ve milyonlarca izlenmenin karşısında 185 CİMER şikayeti bulunuyor. İlk şikayet Cumhurbaşkanı ile ilgili, dini değerlerle ilgili olan 184’üyse 27 Haziran’da yapılmış.

Şikayetlerin çoğu operasyonel hesapların yaptığı paylaşımlardaki video kesitlerine dayanarak yapılmış. Video ile de sınırlı kalmamışlar. Kadir Mısıroğlu adına açılan bir sayfadan birçok şikayet gelmiş. Sayfanın yöneticisi paylaşmış, ’emniyeti etiketleyip durmayın CİMER’e şikayet edin’ demiş. Bunu da eklemişler şikayete. Bunların hiçbiri organik şikayet değil.

Şikayet eden 185 kişi manipülasyondan etkilendi ama ben de şaşırdım çünkü öyle bir hava yaratıldı ki daha fazla şikayet bekliyordum. Sadece 185 kişiyi ikna edebilmişler. Türkiye’de tansiyon yaratan çok fazla kişi var gösteride ama 185 kişi bulabilmişler. Teletabilerden bile daha fazla kişi şikayetçi olmuştu.

Bunların hiçbiri sanat eseri övmüş veya eleştiri yapmış insanlar değil, sadece yasak çağrısı yapmış kişiler. Halkı temsil ettiklerini düşünmüyorum. Beni hedef gösteren gazetelerden en ünlüsü karma eğitim kaldırılsın diye kampanya yaptı.

Şikayetlerin hepsine baktım, üzücüydü. 185 kişiden biri Selçuklu devletini salataya benzettiğimi söylemiş. Başka biri Instagram takipçilerimin artıp azalmasını dış güçlere bağlamış. Başka birileri idam edilmemi veya sınır dışı edilmemi istemiş. Bir başkanı idam olan bir ülkede idam edilmemi istemiş. Nefret inovasyonu yapmış.

Videoyu izleyen milyonlarca insan halk değil mi? Hiçkimse bu cümlelerden alınmamalı demiyorum kendi tercihleri. Aşağılayıcı bir ifade olmasa da kulağı tırmalayabilir, o zaman da yapılacak şey izlememektir.

‘Oruç tutan canlı bomba’ şakası yarım bir şekilde alınmış iddianameye. Oysa oruç tutan otobüs şoförlerinden de bahsettim. Oruç tutan insanların sinirleri malum. Bir imadan bahsetmiyorum, açlıktan gelen sinirden bahsediyorum.

Dalgıçlar Şakasıyla İlgili Söylemek İstediğimin Tam Zıttıyla Suçlanıyorum

Hiçbir polisten, infaz koruma memurundan, hastanede karşılaştığım insanlardan kötü bir şey duymadım, herkes yurt dışından neden döndüğümü soruyordu.

‘Dördüncü kitap’ şakasıyla ilgili neye sinirlendiklerini anlamadım. Kutsal kitaba saygısızlık yaparak şehir şehir gezerek insanları güldürmem hayatın olağan akışına aykırıdır. Sanatsal bir üretimdir bu, dini bir üretim değildir. Saygısızlık ve aşağılama değildir.

Dalgıçlar şakasıyla ilgili söylemek istediğimin tam zıttıyla suçlanıyorum. Savcıya bununla ilgili ne savunma yapacağını anlamadığımı söyledim. O da izlememiş. Haşema giyilmesiyle ilgili suçlandığımı söyledi. Bunlardan suçlanmak üzücü.

Komedyen yargılaması Türkiye’ye özgü değil, New York’ta da 1936’da komedyen yargılaması olmuş. Ama sonra ondan özür dilenmiş. Dalgıç şakasını izleyen herkes anlamış ama iddianameyi hazırlayanlar anlamamış. Hadi buraya kadar niyetimden şüphelisiniz, şakanın devamında başörtü yasağının sembol isimlerinden Deniz Baykal’ı anıyorum. Bu durum fazlaca altı çizili.

Sosyal medyada bu şakadan dolayı bir dalgıç bana dava açacağını söylemişti. Bilmiyorum açtı mı ama sanırım şakayı anlamış. Stand-up gösterilerini güçlü buluyorum çünkü gülmeyi kontrol edemezsiniz. 90 dakikalık gösteri boyunca tabularımı, çelişkilerimi anlatıyorum ama sadece dört cümleyi konuşuyoruz.

Bu şakayı ilk olarak Ekim 2023’te yapmıştım, bir seyirci gelip ‘Haşema demeyeceğinizi biliyordum’ demişti. Bu anlama çıkarmak zoraki ve utanç verici. Bu suçlama canımı en çok sıkan. İddianameye bu cümlenin eklenmiş olması benim için büyük bir şans. Çünkü ben seküler kesime dair bir eleştiri getiriyorum. Suçlama kendi içinde eriyor aslında.

Her konuya dair şakalarım var ve sıradan insanlarla ilgili değil şakalarım çünkü onlar benim seyircim. İddianamede ‘şüpheli savcılık sorgusunda dalgıç derken haşemalıları kastetiğini ikrar etmiştir’ yazılmış. Bu doğru değil, yanlış yazılmadıysa artniyetli bir durum. Nasıl böyle yazılabildi, şok içindeyim.

Daltonları övmek suçlamasıyla tekrar tutuklandım ve bu yüzden fazladan bir aydır cezaevindeyim. Kaçma şüphem yok, yurt dışından kendim döndüm. Hayatımdan üç ay çalındı. Hayatımda en özgür ve kalabalık hissettiğim üç aydı. Yüzlerce mektup geldi. Söylediğim hiçbir sözde suç içeren bir söz yok. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum.”

Bununla birlikte Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Sinan Aslan, Deniz Göktaş’a uyuşturucu testi yapıldığını ve bu testin sonucunun hala gelmediğini anımsattı. Metin Sinan Aslan, Erdoğan’ın diktatörlüğün olmadığına ilişkin sözlerini hatırlatarak müvekkilinin tutuklu olmasının bu durumla çeliştiğini söyledi. ‘Terapi’ şakasıyla ilgili Cumhurbaşkanı’nın şikayetini anlayamadığını belirten avukat, terapiye gitmenin incitici bir durum olmadığını savundu.

Deniz Göktaş'ın Savunması: Politik Mizah Yasak Değilse Diktatör Şakasında Bir Suç Yok
Bu içeriği paylaş
TarafındanEditör
Takip et:
Aralık 2016'da yayın hayatına başladı. Spinoff'u, prequel'i, sequel'i, remake'i, eşi benzeri muadili olmayan, Türkiye'nin tek DİZİ KÜLTÜRÜ dergisi ve web platformu...

Episode Dergi

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!

Üyelik Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası metinlerini okudum ve onaylıyorum.

Son Bölümlerimiz...

Podcast

Kritik Eşik – 58: Yabani

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Yabani dizisini konuşuyor.

LISTEN
58. Bölüm
Süre: 7:13

Kritik Eşik – 57: Kirli Sepeti

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Kirli Sepeti'ni konuşuyor.

LISTEN
57. Bölüm
Süre: 11:21

Kritik Eşik – 56: Dilek Taşı

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Dilek Taşı dizisini konuşuyor.

LISTEN
56. Bölüm
Süre: 15:36

Kritik Eşik – 55: Bambaşka Biri

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Bambaşka Biri dizisini konuşuyor.

LISTEN
55. Bölüm
Süre: 19:07

Kritik Eşik – 54: Aile ve Adım Farah Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Aile ve Adım Farah'ı konuşuyor.

LISTEN
54. Bölüm
Süre: 18:18

Kritik Eşik – 53: Ömer ve Yargı Yeni Sezon

Episode’un editörleri Özlem Özdemir, Yasemin Şefik ve Engin İnan, Kritik Eşik'in yeni bölümünde Ömer ve Yargı dizilerinin yeni sezonları.

LISTEN
53. Bölüm
Süre: 19:30

Son Bölümlerimiz...

Video

Episode TV’nin Sevilen Programı ‘Oben Budak’la Falan Filan’ Yeni Bölümüyle Yayında

Episode TV’nin sevilen programlarından Oben Budak'la Falan Filan heyecan verici yeni bölümüyle…

‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’nin Yeni Bölümünde Mutluluk Konuşuldu

Episode TV'nin sevilen programlarından Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi'nin 4. bölümü, 8…

Episode TV’nin ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Programının 3. Bölümü Yayınlandı

Bugün yayınlanan Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi 3. bölümünde "Nikahta Keramet Var…

Episode TV’den ‘Deniz Tezuysal ile Kesin Bilgi’ Kendine Has Üslubuyla Devam Ediyor

Episode Dergi YouTube kanalı Episode TV’nin yeni içeriklerinden Deniz Tezuysal ile Kesin…

Mehmet Kurtuluş Episode’a Konuştu

Kurz und schmerzlos (1998), Im Juli (2000), Gegen die Wand (2004) gibi…

Popüler İçerikler

Kırmızı Halının Asıl Sınavı: O Mikrofon Uzandığında

Aleyna Alkan Ağustos sayımızda ünlülerin kırmızı halıdaki İngilizcelerine bakıyor. Kabul edelim, hepimiz…

Aleyna Alkan
Tarafından

E-Bülten'imize Abone Olun!

En yeni içeriklerimizden ilk siz haberdar olun! Bültenimize abone olun!
E-Bülten'imize Abone Olun!

Çok Okunanlar

‘A.B.İ.’ İkinci Sezonunun Beşinci Bölümüyle Ekranlara Veda Edecek

Kenan İmirzalıoğlu ve Bergüzar Korel’i 11 yıl sonra yeniden aynı projede buluşturan…

Editör
Tarafından
Dizi dünyasının tek adresi: Episode Gelişmeleri takip etmek için yeni sayıyı okumayı unutmayın!